Ak Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu

Ülkemiz İçin Birçok Reforma İmza Attık

Ak Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu

Ülkemiz İçin Birçok Reforma İmza Attık

24 Temmuz 2020 Cuma 12:40
Ak Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu

Ak Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, BengüTürk’te Cem Açıkgöz’ün sorularını yanıtladı. Cora, kadın cinayetlerinden Ayasofya’nın açılmasına, sosyal medya düzenlemesinden Türk Tarih Kurumu eski başkanı Ahmet Yaramış’ın istifasına kadar gündeme dair merak edilenleri cevapladı. Ayasofya konusunda muhalefetin gafil avlandığını, sosyal medya düzenlemesinin bir sansür değil aksine özgürlükçü bir düzenleme olduğunu sözlerine ekleyen Cora, kadın cinayetlerinin önlenmesinde önemli adımlar attıklarını ve atmaya devam edeceklerini belirtirken, Yaramış’ın istifasını da yıpranmaması için doğru bulduğunu vurguladı. Cora, Türkiye için birçok reforma da imza attıklarını belirtti. İşte Milletvekili Salih Cora’nın Cem Açıkgöz ile yaptığı röportajın detayları:

 Önce Ayasofya’nın açılmasından bahsedelim. Ne anlama geliyor ve Ayasofya’nın açılması hukuken mi, siyaseten mi bir adımdı?

“Ayasofya bizim için mütedeyyin kesim için önemli bir hedefti, bir dirilişti. Cumhur ittifakı ruhuyla bir irade ve bir kararlılıkla bunu gerçekleştirdik. Cumhur ittifakı, gerektiği yerde masaya yumruğunu vurmaktan imtina etmemektedir. Danıştay’ın aldığı hukuka uygun karar için onları da tebrik ediyoruz. Bu karar Türkiye’nin bağımsızlığı ve egemenliği ile ilgili bir karardır. Ayasofya’nın açılması emperyalist dünyaya bir mesajdır. Türkiye’nin ensesine vurularak oturtulacak bir ülke olmadığının göstergesidir. Siyaset noktasında bakıldığında bizim bunu yapabileceğimizi Ayasofya’yı açabileceğimizi, camiye dönüştürebileceğimizi düşünmediler. Blöf yaptığımızı sandılar! Bunu ifade edenler gafil avlandılar. Muhalefet önce kendileri araştırma önergesi verdi. Bunların niyetleri bizi köşeye sıkıştırmaktı. Ancak kararımızı gördükten sonra yan çizmeye başladılar. Ayasofya’da açılış yapmanın siyaset yapmakla alakası yoktur. Bu esasında siyaseti belirli bir alana sıkıştırmaya çalışanların bilinçaltının dışa yansımasıdır. Siyaset her yerde yapılabilir. Ona bir alan dizayn etmek yanlıştır. Türkiye’de cunta rejimi yok ki onların istediği yerde sınırlı bir şekilde siyaset yapılsın. Siyaset yapılıyor deyip Ayasofya’ya gelmemek, Ayasofya’nın açılmasında oluşun diriliş ruhunu gölge düşürmeye çalışmaktır. Gönlü namazda olmayanın kulağı ezanda olmaz. Bu açılışta bulunmak bütün partiler ve liderler için tarihi sorumluluktur. Bahane üretmesinler! Kılıçdaroğlu, kameralar önünde namaz kılmayı doğru bulmuyormuş. Eyvallah. Lakin şöyle geriye doğru arşivi taradığımızda bir kilisede ayin yapılırken kameralar önünde mum yaktığı günü de hatırlıyoruz. Ayasofya’nın açılmasını, müzeden camiye dönüşmesini içlerine sindirememektedirler. Ama mecburiyetten olumlu bakmak zorunda kalıyorlar. Mecliste önerge verdiklerinde bizleri köşe sıkıştırmaya çalıştılar ancak bunu başaramadılar. Çünkü milletimiz istekleri doğrultusunda gerçekleşen bir adım attık. Her kesimce olumlu karşılanan bir adım attık.”

 Sosyal medyaya yönelik düzenleme sansür mü içeriyor?

“Sosyal medya her geçen gün teknolojiye bağlı olarak gelişen ve genişleyen bir alandır. Sosyal ağ sağlayıcıların büyük çoğunluğu yurt dışında olduğu için sorumlulukları noktasında muhatap bulamamaktayız. Hak ihlali karşısında da yeterli yaptırımın olmadığını gördük. Bu düzenleme ile idari, hukuki, mali muhatapları olmalı. Bu düzenlemelerle sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye'de temsilcilik açmaları gerekecek.  Biz diyoruz ki; günlük erişimi bir milyonun üstündeyse ve yurt dışından kaynaklı bir sosyal ağ sağlayıcı ise bunlar Türkiye'de tüzel veya gerçek kişi bulundursun. Gerçek kişi olacak ise bu temsilci Türk olmak zorunda. Bir milyon kullanıcının altında olan ve Türkiye'de merkezi olanlar için bir zorunluluk olmayacak. Bu düzenleme ile sosyal mecrada hakaret, iftira, tehdit ve tacize de son vermek istiyoruz. Sosyal medya kullanıcısı kişilik haklarını ihlal eden bir durumda bu belirlenen temsilcilere başvuracak ve bu temsilciler 48 saat içinde olumlu veya olumsuz cevap vermek zorunda olacak. Olumsuz cevabın da nedenleri açıklanacak. Cevap olmazsa 5 milyon lira ceza verilecek. Bu düzenlemeler sansür değildir, sansür bizim anlayışımızda yoktur. Sansür, CHP zamanında vardır. Temel hak ve özgürlükleri teminat altına alıyoruz. Pozitif bir düzenleme yapıyoruz. Her yararlı işte olduğu gibi buna da itiraz ediyorlar. Onlar ya yasayı okumadılar ya da her zaman ki gibi ön yargılı davranıyorlar. Sosyal ağ sağlayıcısı şirketi muhatabının, Türkiye’de olmasını istemek sansür müdür? Örnek veriyorum, ‘Kılıçdaroğlu’na hakaret ediliyor’ diyelim. Mahkeme kararı veriyor. Karar uygulanacak. Ortada muhatap yok. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Bu sansür değil, insanların onur ve saygınlığını, özgürlüklerini güvence altına alan hukuki bir düzenlemedir. Muhalefet sansür var deyip geçmemelidir. Sansür içeren madde, fıkra, cümle veya kelime hangisidir açıklamalıdır. İnsanların fikir ve ifade özgürlüğünü, kısıtladığımızı iddia ediyorlar. Hâlbuki bu düzenleme herkesin hukukunu koruyacak bir düzenlemedir. Bu düzenleme son zamanlarda yaptığımız en doğru, en anlamlı, en önemli düzenlemelerden birisidir. İnsanlar sosyal medyada bir mahkeme oluşturuyor, orda ilgili karar veriliyor ve kişilerin itibarına onur ve saygınlığına saldırıyor, her türlü hakaret ve iftira yapılıyor. İşte biz bu başıboşluğu ‘dur’ diyen bir düzenleme yaptık”

Eğer sosyal medya ağ sağlayıcıları Türkiye’de temsilci bulundurmazlarsa ne olacak?

“5 aşamalı yaptırım olacak. İlk 3 aşamada yaptırım kurum başkanlığı tarafından olacak. Temsilci olmazsa 10 milyon TL idari para cezası kesilecek. 30 günlük bekleme süremiz olacak. 30 gün sonunda tekrar yerine getirilmezse 30 milyon idari para cezası olacak. 3 aylık süreyle yeni reklam yapmalarına izin verilmeyecek. Para transferi yapılmalarına izin verilmeyecek.

4. aşamada kurum başkanlığı Sulh Ceza Mahkemesine başvuracak ve ilk aşamada yüzde 50 bant daraltma. Tekrar hayata geçirilmemesi halinde de tekrar Sulh Ceza Mahkemesine başvurularak yüzde 90 oranında bant daraltma verilebilecek. Eğer ortada hak ihlali olur ve yapılan başvurudan sonra buna neden olan içerik 24 saat sonra kaldırılmazsa içeriğin zararının tazmini Sosyal ağ sağlayıcısı karşılanacak. Bir başka amacımız özel hayatın gizliliğini korumaktır .”

Kadın cinayetlerinin akıbeti ne olacak, neler yapılmalı?

Kadın cinayetlerinin her biri yüreğimizi yakıyor. Bu konuda tavizsiz bir tutumumuz var. Kadına şiddet karşısında sıfır tolerans yaklaşımımız vardır. Biz kadına şiddet veya bu cinayetlerin önüne geçmek için çok önemli kararlar aldık. Yapısal reformlar gerçekleştirdik. Kadının statüsü genel müdürlüğü kurulması, töre ve namus cinayetlerini araştırma komisyonu kurulması, ülkenin her bir tarafında kadın sığınma evlerinin açılması, kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması, 6284 sayılı aile içi şiddetin önlenmesine dair kanun, cinayetlere ağırlaştırılmış hapis cezası kararı verilmesi için hukuki düzenleme yapılması, şiddet önleme merkezleri kurulması, Alo 183 Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı kurulması bizim döneminizde getirilen önemli düzenlemezlerdir. Son döneme bakarsak başta Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere İçişleri, Adalet, Milli Eğitim, Sağlık bakanlıkları ve Diyanet İşleri Başkanlığının ortak imzasıyla "2020-2021 Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Planı yürürlüğe girdi. Bu yılın ilk 3 ayında kadın cinayetlerinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 oranında azalma meydana geldi. 2019'un ilk 3 ayında 82 olan kadın cinayeti sayısının bu yılın aynı döneminde 64 olarak gerçekleşti.

6284 sayılı Kanun'a istinaden 2019'un ilk 3 ayında şiddet uygulayanlara yönelik 94 bin 852 önleyici tedbir kararı verilirken, bu yıl bu karar yüzde 66 artarak 157 bin 367 oldu. Şiddet mağdurlarına yönelik 2019'un ilk 3 ayında 11 bin 419 koruyucu tedbir kararı verildiği, 2020'nin aynı döneminde yüzde 82'lik artışla 20 bin 784 tedbir kararı alındığı da belirtildi.

Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Devlet Bahçeli’nin vermiş olduğu Ruh sağlığı yasası önleyici tedbir olabilir. Bu da gündemimize gelebilir. Ancak işlenen suçun cezası zaten en ağır ceza olarak öngörülmektedir. Ayrıca muhtemel kadın cinayetlerinde önceki süreçte de birçok tedbirler aldık. Cinayetin ön aşamasını oluşturan şiddette, evden uzaklaştırma, sistematik şiddet olması durumunda kadın sığınma evleri ile çözüme uluşmaya çalıştık. Ancak Sayın Bahçeli’nin önerdiği Ruh sağlığı yasasında detaylı olarak ele alınıp kadını, çocukları, dezavantajlı grupları koruyacak kararlar alınabilir.”

Son Güncelleme: 24.07.2020 12:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.