BES: Yargı, Yargı Emekçilerine Adil Davranmıyor!

Büro Emekçileri Sendikası Trabzon Şube Başkanı Metin Kaymak , Yargının Bağımsızlığını, Yargı Emekçilerinin Haklarını İstiyoruz!

BES: Yargı, Yargı Emekçilerine Adil Davranmıyor!

Büro Emekçileri Sendikası Trabzon Şube Başkanı Metin Kaymak , Yargının Bağımsızlığını, Yargı Emekçilerinin Haklarını İstiyoruz!

15 Nisan 2021 Perşembe 10:15
BES: Yargı, Yargı Emekçilerine Adil Davranmıyor!

Büro Emekçileri Sendikası Trabzon Şube Başkanı Metin Kaymak sendika binasında yaptığı açıklamada şu ifadelere yerverdi. Ülkemizde öteden beri, evrensel hukuk ve kanun ile hak ve özgürlükler bağlamı kurulması problemli bir mevzu olmuştur. Bakıldığı zaman ülkemizde yargı tarihi, evrensel hukukla bağı zayıf kanunlar çıkarıp sonra da bu kanunların ortaya çıkardığı problemleri ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli “Reformlar” yapma tarihi olarak yazılmak durumunda kalmıştır. Bunun bir örneği olarak yine iktidar tarafından yakın zamanda yeni bir “Hukuk Reformu” yapılacağı beyan edilmiştir.

Biz, ülkemizde iktidarların evrensel hukukla arasının iyi olmadığını, iktidar ve iktidara güç verenlerin, hukukun üstünlüğüne değil, hak ve özgürlükleri içinde barındırmayan kanunların uygulanması tarafında yer aldığını elbette biliyoruz. Keza bu tercihin cisimleşen halinin önemli bir zirve noktası olan 12 Mart faşizminin açık gerekçesi olarak: “Sosyal gelişmeler, ekonomik gelişmeleri aştı” söylemi üzerinden yapıldığını görüyoruz. Ki bu sürecin devamı olan 12 Eylül sonrasında işverenlerin temsilcisi Halit Narin’in; “artık gülme sırası bizde” sözü, bir devamlılığın anlatısı olarak tarihteki yerini almıştır. Bu temelden hareketle, emek ve demokrasi mücadelesinin aynı zamanda bir hukuk mücadelesi olduğunun, etkin bir adalet talebini de kapsadığının, dolayısıyla hukuk mücadelesinin; emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındayız. Bir yandan gece yarısı kararnamelerle işinden ekmeğinden edilen 130000 i aşkın kamu emekçisi ihraç edilirken aralarında yaşamını yitiren yoldaşlarımızın acısı, diğer yandan işinden KOD-29’la atılan MİGROS depo işçilerinin direnişine yasal olmadığı gerekçesiyle yapılan müdahaleye ve yaşatılan haksızlığa isyan eden Fatma’nın “bu yasalar niye hep Fatmalar için var” diyen isyanı, bu topraklar üzerinde 12 Mart’ın sürekliliğinin en çarpıcı ifadesi olarak öne çıkmaktadır.

Bütün bu tarihsel sürekliliği bilmekle birlikte, günümüzün artık farklı olduğuna, artık hukuktan bağı koparılan kanun uygulamalarının ötesine geçildiğine, kötü kanunun da artık siyasi illiyet üzerinden uygulandığına ve kanunun şimdiye kadar hiç olmadığı kadar iktidarın açık aracı olarak kullandığına tanıklık etmekteyiz. Başta Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü olmak üzere, toplumun demokratik taleplerinin terörize edilmesi ve cezaevlerinde , hak ihlalleri başta olmak üzere uygulanan tavır siyasi iktidarın ülkenin kalıcı sorunlarını çözme niyetini ve niteliğini ortaya koymaktadır.

Ve biz yine biliyoruz ki; hukuk ve demokrasinin olmadığı bir yerde adil bir gelir dağılımı da olmaz. Zira hukuk ve demokrasiden uzaklaşıldığı ölçüde iktidarların hesap vermeme cüretinin baş verdiği ve zamanla arttığı, yolsuzluk ve çürümenin bir zenginleşme aracına dönüştüğü tartışılmaz bir olgudur. Şüphesiz hukuk ve demokrasinin olmadığı yerde, maalesef bugün olduğu gibi, geniş yığınların mağdur olduğu bir tabloya, yine bir suç işleme cinneti eşlik etmektedir. Yaşanan bu mağduriyet ve cinnet haline gelen suç artışı, yargı çalışanlarının iş yükünü artırmakta; yaşanan yoksulluk, yargıda icra dosyası olarak biriktiğinden adalet binaları içinde ayak basabilecek her yere yeni icra müdürlükleri açarak çözüm bulunmaya çalışılmaktadır.

Asgari bir yargı adaletini sağlamayan/sağlayamayan iktidar ve yargı erkleri, yargı hizmetinin verilmesinin ayrılmaz bir parçası olan yargı çalışanlarımızı da mağdur etmeye devam ediyor.

Elbette yargıda gidilen liyakatsiz yapılanma, yargı çalışanları için başlı başına bir soruna dönüşmüş durumdadır. Artık yargı çalışanları üzerinde bir hizaya getirme, terbiye etme aracına dönüşen baskı/mobbing uygulamalarına bir son verilmelidir.

Adalet Bakanlığı bünyesinde biriken ve yargı çalışanlarına dağıtılması gereken ancak uzun zamandır yargı çalışanlarına verilmeyen HAVUZ paraları, daha fazla geciktirilmeden yargı çalışanlarına ödenmelidir.

Yoğun iş yükünden dolayı mesai saatleri dışında yapılan fazla çalışmaların karşılığı olan “fazla mesai ücreti”, sınırlandırma yapılmaksızın, bütün yargı çalışanlarına ödenmelidir.

Yine mesai saatleri dışında çalışmak zorunda kalan yargı çalışanlarına, yol ücreti de ödenmelidir.

Kurum içi yükselme sınav hakkı, bütün yargı çalışanlarına tanınmalı, artık başlı başına hukuk dışı bir uygulamaya dönüşen ve kadrolaşmanın temel argümanı olan “mülakat” uygulamalarına bir an önce son verilmelidir.

Son Güncelleme: 15.04.2021 10:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.