Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Rize'de yaptığı konuşmada Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz dedi.

Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Rize'de yaptığı konuşmada Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz dedi.

02 Ağustos 2019 Cuma 15:25
Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz

Rize ve Artvin'de 31 Mart seçimlerinde sandıktan başarıyla çıkan belediyeleri ziyaret etmek üzere sabah saatlerinde havayolu ile Trabzon'a giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk olarak Rize'nin Fındıklı ilçesine uğradı. Fındıklı Belediyesi'ni ziyaret eden Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu'nu tebrik etti.

Ardından belediye önünde Fındıklı halkına seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:Kibirden uzak bir siyaset ve siyasetçinin kibirli olmaması, vatandaşın arasında olması. Siyasetçi kibirliyse topluma faydası olmaz. Siyasetçi nasıl kibirli olur? Topladığı verginin hesabını millete vermezse o siyasetçi kibirlidir, çünkü halkı yok sayar. Ben onlardan zorla vergi alırım ne demek hesap vermek, asla hesabını vermem çünkü bunlar vatandaş değil, bunlar benim kullarım anlamına gelir o. Biz ne dedik? Her kuruşun hesabını millete vereceğiz. Saydam bir yönetim istiyoruz, güzel bir yönetim istiyoruz. Çünkü Belediye Başkanımızın harcadığı her para ve aldığı her aylık millet tarafından ödenmiştir. Saray için de öyle, bakanlar için de öyle, milletvekilleri için de öyle. Biz aylık alıyoruz doğru. Aldığımız aylığı kim ödüyor? Sizler ödüyorsunuz, hepiniz, hep beraber. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder. Ölürken de kefen bezi alırız, onun için de vergi ödenir. Dolayısıyla vergi ödemediğimiz tek şey var, teneffüs ettiğimiz hava. O zaman demokrasinin gerçek anlamda varlığı hesap vermekten geçer. Hesap veriyorsa bir siyaset anlayışı orada kibir yoktur, halka saygı vardır. Ama 17 yıldır bizi yönetenler bizim ülkemizde hesap vermiyorlar.

Bir soru sormak isterim. Büyükşehirlerde şehir hastaneleri yapıldı. Kaça yapıldı? Ben de bilmiyorum. 600 milletvekili de bilmiyor. Efendim en büyük havaalanını yaptık. Güzel, kaça yaptınız? Kimse bilmiyor. İyi de bu parayı millet ödeyecek, niye bilmiyor? Tüneller yaptılar, metrolar yaptılar, altgeçitler, üstgeçitler, bir sürü şey yaptılar. Kaça yaptınız bu tünelleri diyoruz, kimse bilmiyor. Devlet sırrı, ticari sır. Vatandaş vergisini ödüyorsa hesabını soracaktır. Nereye ödüyorsun bu parayı kardeşim, bu işsizlik neden diye soracaktır. Eğer bunun hesabını vermiyorsa kibirli siyaset vardır. Kibir İslamiyet’te de, insanlıkta da asla beslenmesi gereken bir alan değildir, yok edilmesi gereken bir alandır. İnsana saygı duyuyorsanız kibirden uzak duracaksınız.
Ben size bir fotoğraf göstermek isterim. Aslında hiç göstermek istemiyordum ama kibir nedir, toprak nedir bunu anlatmak isterim. Şimdi bakın, bir ülkeyi yöneten ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan bir insan, kendi ülkesinin toprağına galoş çizmeyle basmaz. Bakın burada çamur yok, çamur olursa eyvallah deriz ki çamur vardı. Yağmur yok, yağmur olursa eyvallah hani yağmurda şemsiye tutarız. Hadi ona da eyvallah. Kuru toprak. Aşık Veysel ne diyor? “Benim sadık yârim kara topraktır” diyor. Toprak nedir? Toprak temizliktir arkadaşlar. Bakın su bulamadığınız yerde toprakla abdest alırsınız, toprak budur. Topraktan geldik toprağa gideriz deriz. Toprak nedir? Hepimizi besleyen anamızdır toprak. Toprak Ana deriz ona. Domatesi de oradan, ağacı da oradan, meyvesi de oradan, çiçeği de oradan, gülü de oradan, her şey topraktan. Peki toprağa neden galoşla basarız? Ayakkabımız toz olmasın diye. Oysa bizim bir geleneğimiz vardır; engin insan, erdemli insan şöyle söyler, “ben herkesin ayağının türabıyım” der, yani tozuyum der. Bu erdemli bir insanın söylemidir. Bizim kültürümüzde vardır bu.Dolayısıyla özellikle AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Siz erdemden asla uzaklaşmayın, toprağınızdan, vatanınızdan asla uzaklaşmayın. Ayakkabım toz olur, giydiğim pahalı elbise toz olur diye böyle uzun uzun galoş çizmeler sakın ama sakın izin vermeyin, doğru değil. Bakın, sakın ama sakın diyorum. Çünkü bu doğru bir olay değildir. Kibir bunu getiriyor. 

Belediye Başkanımız göreve başladı, size hizmet ediyor. Söyledim asla belde halkı arasında ayrımcılık yapmayacaksın, efendim bu AK Partili, bu MHP’li, bu CHP’li, bu başka bir partiden ayrımı olmayacak. Belde halkına herkese eşit yaklaşacak. Sadece fakir mahalleler varsa oraya pozitif ayrımcılık yapacak, oraya daha fazla hizmet götürecek. O insanları kucaklayacak. Bunu yapacağız.
Suriyeliler var. Bu da son günlerde çok tartışılan bir olaydır Suriyeliler. Özellikle AK Partiye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim. Suriye belasını bizim başımıza kim açtı? Kim açtı Allah aşkına? “24 saatte gideceğiz, Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılacağız” dediler, yani Suriye’ye gireceklerdi 3,5 milyon Suriyeli Türkiye’ye girdi. Nasıl oldu bu, niye oldu bu, hangi gerekçeyle oldu bu? Ensar diye karşıladık doğru, bakalım doğru, koruyalım doğru, çoluk çocuğu var onlarda da açlık sefalet olmasın doğru. Bunların hepsi doğru. Ama yanlış bir dış politikanın Türkiye’ye maliyeti çok ağır oldu. Şimdi neredeyse düşman halindeyiz, neden? Suriye’de Müslümanlar birbirlerini katlediyorlar. Bir grubun eline Rusya silahı veriyor, öbür grubun eline de Amerikalılar veriyor, beyler birbirinizi öldürün silahı da biz size vereceğiz diyorlar. Bundan kaçınmak lazım, Suriye’yle süratle barışmak lazım, Mısır’la süratle barışmak lazım, Doğu Akdeniz’deki haklarımızın korunması için bunlar çok önemli. Ben bunları söylüyorum, bunların hepsi olacak, ama ne kadar geç olursa Türkiye vatandaşları o kadar ağır bir bedel ödeyecekler.



Çaydan söz ediyorsun, çaya da değineceğim. Her bitkisel ürünün üç aşağı beş yukarı bir taban fiyatı var, çayda da taban fiyat olmak zorundadır. Ama şunu söyleyeyim, her ilin bir şekliyle sorunu var. Ama sadece Rize’nin sorunu yok niçin? Çünkü Rize’nin seçtiği milletvekilleri hiçbir zaman kürsüye çıkıp ya Rize’nin bu derdi var demedi; çayda taban fiyat olsun, efendim Rize’nin sorununu çözelim diye sadece başka milletvekilleri bu konuda çalışıyorlar. Mesela bizim Afyon milletvekilimiz Rize’yle ilgili önerge veriyor Rize’nin bu sorunu var diye. Peki Rize’nin seçtiği iki milletvekili yok mu? Bu iki milletvekili kürsüye çıkıp da Rize’nin şu sorunu vardır diye dile getiriyor mu? Çay sorununu biliyorum, burada özel olarak bir toplantı yaptık çay konusunda. Çay üreticileriyle, çayı yapan, satan sanayicilerle özel bir toplantı yaptık, bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda oturduk güzel güzel çalışmalar yaptık. Bütün bunların hepsini biliyoruz. Fındık bölgenin ciddi bir sorunu, çay bu ülkenin ciddi bir sorunu. Çay ve fındık Karadeniz’in stratejik ürünleridir. Çay olmazsa Rize olmaz, fındık olmazsa Karadeniz olmaz. Dolayısıyla bu iki ürüne özel ağırlık vermek gerekiyor. İki ürünü üreten bütün üreticilere de her türlü desteği vermek gerekiyor. Dolayısıyla eğer bu destek verilebilirse Türkiye’nin pek çok sorunu çözülebileceği gibi; çayda da, fındıkta da beklediğimiz sorunlar büyük ölçüde çözülmüş olur.

 

Son Güncelleme: 02.08.2019 15:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.