Eğitim Sen Trabzon Şubesi Bakan Özer'in Karnesini Paylaştı

.2021-2022 eğitim-öğretim yılı 17 Haziran 2022 tarihinde sona ermesinin ardından 1.1 milyonu aşkın öğretmen ve 18.1 milyon yakın öğrenci yaz tatiline girdi.

Eğitim Sen Trabzon Şubesi Bakan Özer'in Karnesini Paylaştı

.2021-2022 eğitim-öğretim yılı 17 Haziran 2022 tarihinde sona ermesinin ardından 1.1 milyonu aşkın öğretmen ve 18.1 milyon yakın öğrenci yaz tatiline girdi.

17 Haziran 2022 Cuma 15:26
Eğitim Sen Trabzon Şubesi Bakan Özer'in Karnesini Paylaştı

Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Engin Nur, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı için Milli Eğitim Bakanı Özer'e karnesini verdi. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in karnesini basınla paylaşan Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Engin Nur, sayın bakan bizden 2021-2022 yılı için sıfır almıştır dedi.

Başkan Nur açıklamalarını şu şekilde sürdürdü. 

BAŞARISIZSINIZ YÖNETEMİYORSUNUZ

2021-2022 eğitim öğretim yılında iktidar ve MEB tarafından yapılan yasal düzenlemeler, yönetmelik değişiklikleri ve uygulamalar toplumun büyük bölümünü tedirgin etmiştir. Eğitimin sorunlarına yönelik somut, kalıcı ve çözüme dayalı politikalar geliştirmeyen gösterdiği performans ile eğitimde yaşanan sorunların daha da ağırlaşmasına neden olan MEB’in karnesi, her dönem olduğu gibi, geçtiğimiz dönem için de tamamen kırıklarla doludur 2021-2022 eğitim öğretim yılı eğitime bütçenin yeterli oranda ayrılmadığı, yeterli öğretmen atamasının yapılmadığı, eğitimin temel sorunlarının gündeme halde getirilerek çözüm üretilmediği, ancak eğitimin araç sallaştırıldığı bir dönem oldu.

1 milyondan fazla eğitim emekçisinin ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarını çözmek için yıllardır adım atmayanların, öğretmenlerin gerçek sorunlarını görmezden gelenlerin hamasi nutuklarını daha fazla dinlemek istemiyoruz. Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların üzeri örtülmekte, öğretmenlerin hakları ve geleceğine yönelik temel talepleri görmezden gelinmektedir.

EĞİTİMİN YAPISAL SORUNLARI KADRO DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL ÇÖZÜM BEKLİYOR

Eğitime erişim başta olmak üzere pek çok alanda sorunlar yaşanmakta, öğrencilerimizin yaşadığı eşitsizlikler ve mağduriyetler derinleşerek sürmektedir.

En fazla mağdur kesimler olan yoksullar, mülteciler, kız çocukları, çocuk işçiler, anadili Türkçe olmayanlar ve özel eğitime gereksinimi olan çocuklar her gün eğitim alanında yeni eşitsizliklere maruz kalmaktadır. Bütün bu sorunları çözmek ve tüm öğrencilere kamusal eğitim sunmakla görevli ve sorumlu olan MEB’in ise önceliğinin başka olduğu ortadadır.

MEB’in önceliği eğitim ve öğrenciler değil maalesef “kadrolaşma”dır. Her Milli Eğitim Bakanı değişiminde Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarında da çok sayıda isimin değiştiğine tanıklık etmekteyiz. Yaşanılan sorunlar sanki uygulanan eğitim politikalarının değil de yöneticilerin beceriksizliğinden kaynaklı gibi isimler değişmekte ve sorunların çözülebileceği algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa açık olan bu sorunların nedeninin eğitim politikaları olduğudur. Siyasi iktidarın kendi varlığının devamı olarak sürdürdüğü “piyasacı ve dinci” eğitim politikalarından vazgeçmeden hiçbir sorunun çözümü mümkün değildir.

Eğitim alanında yaşanan sorunların bir başka nedeni de eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde “liyakat” ilkesinin tamamen yok sayılmasıdır. Sendikal ve siyasal yakınlığa göre yapılan atamalar eğitim kurumlarını adeta çökme noktasına getirmiştir. Eğitimden tamamen uzak, yeterli özelliklere sahip olmayan kadrolarla eğitim kurumları artık asıl işlevlerini yerine getiremez hale gelmiştir. Yeni bakanla birlikte bu durum öyle bir noktaya gelmiştir ki bakanlık koridorları atanma umuduyla özgeçmişlerini etkili isimlere ulaştırmaya çalışanlarla dolup taşmaktadır. Fırsattan istifade kendine bir makam arayanların çokluğu yaşanan çöküntünün trajik bir sonucudur.

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Müfettişleri Yönetmeliği ile Hiçbir yeterliliğe sahip olmayan, tamamen siyasi tercihlerle, kendisini atayanlara biat edecek, tetikçilik yapacak şahsiyetler maarif müfettişi yapılacak, iktidardan farklı düşünenlerin üzerinde baskı aracı olacaktır. MEB ve eğitim politikaları açısından son derece önemli olan inceleme ve soruşturma işleri bu konuda hiçbir uzmanlığı olmayan kişilerce taraflı olarak yapılacak, denetimlerde hukukilik ve objektiflik ilkesi ayaklar altına alınacak ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetler ortaya çıkacaktır.

SINAV MERKEZLİ EĞİTİM SİSTEMİ TERK EDİLMELİDİR?

Merkezi standart sınavlar, liselere giriş sınavlarından üniversiteye ve hatta üniversite sonrasına kadar eğitim sistemindeki kademeler arası geçişte temel belirleyen hale geldi. Sınavlarla bir tür uzmanlık ve eşitlik izlenimi verilerek, sınavın kendisi ve sonuçları sorgulanamaz hale gelmekte ve eğitimde yaşanan eşitsizlik perdelenmektedir. Pisa raporlarına göre ülkemizde sınav başarısında ailelerin kültürel ve sınıfsal durumları daha belirleyici hale gelmektedir. Merkezi Standart sınavlar aynı zamanda öğretmenlerin mesleki pratiklerini de etkileyerek tahrip etmektedir.

Her Öğrencinin kendi ilgi ve becerisi doğrultusunda hangi alanda okuyacağını kendisinin belirleyeceği bir eğitim sistemi oluşturulmak kamusal eğitimle mümkündür.. Kamusal eğitim, eğitim hizmetinin herkes için eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir olmasını ifade eden bir kavramdır. Bir ülkede herkesin eşit koşullarda yararlanabileceği bir eğitim hakkından bahsedebilmek için eğitimin fiziksel ve ekonomik yönden de erişilebilir olması gerekir. Eğitime erişim hakkını düzenleyen her türlü ulusal/uluslararası yasa/sözleşme, devletlere bu hakkın ayrım yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir.

NİTELİKLİ, LAİK, BİLİMSEL, EŞİT, PARASIZ EĞİTİM TÜM YURTTAŞLAR İÇİN BİR HAK OLARAK TANIMLANMALI

Eğitimin niteliğinde yıllar içinde yaşanan gerileme, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleşme uygulamaları, okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu, haksız hukuksuz şekilde işinden edilen eğitim emekçilerinin görevlerine iade edilmemesi, pandemi koşullarında alınmayan önlemler vb. gibi çok sayıda sorun 2021-2022 eğitim-öğretim yılında da varlığını sürdürmüştür. Bu durum başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir.

Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları 2021-2022 eğitim öğretim yılı boyunca yapılan düzenlemeler, sistem değişiklikleri ve fiili uygulamalarla sürdürülmüştür. Bu dönem bolca hamasetin üretildiği, eşitsizliklerin arttığı, Öğretmenlik mesleğinin tarihte hiç olmadığı kadar değersizleştiği değersizleştirildiği, mesleki itibarımızın ayaklar altına alındığı, sınırlı iş güvencemizin bile tırpanladığı bir dönem olarak değerlendirilecektir.

EĞİTİMDE DİYANET, DİNİ VAKIF VE DERNEKLERİN KUŞATMASI ARTMIŞTIR

Mevcut iktidar yaratmak istediği nesli, eğitim politikaları ile şekillendirmektedir. Eğitim alanında bir taraftan tarikatların ve cemaatlerin faaliyetlerinin arttığına tanıklık ederken, diğer taraftan da eğitimde piyasalaşma pratiklerinin MEB tarafından verilen destekle hızlanarak sürdürdüğünü gözlemledik. Bu dönemde 07 Nisan 2022`de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün yetki ve görev alanı genişletilerek bu oluşumlarla işbirliğinin önü açıldı.

MEB ile imzalanan protokolleri kullanan tarikat ve cemaatlerin son dönemde belirgin olarak faaliyetlerini artırdıkları ve buna bağlı olarak da eğitim alanında ciddi sorunların yaşandığı bir dönemi geride bırakıyoruz. Seçmeli derslerin belirlenmesinden, yarıyıl tatilinde öğrencilerin tarikat ve cemaat kamplarına taşınmasına, yarışma adı altında düzenlenen gerici faaliyetlere Öğrencilerimizin, okullara konulan kumbaralarla tarikatlara, cemaatlere bağış yapmaya zorlanmasına kadar çok sayıda pratik adeta eğitim alanını kuşatmış durumda. 2021-2022 eğitim-öğretim yılı, MEB yönetiminin yaşananlara kayıtsız kalarak, duruma müdahale etmediği ve bundan dolayı da söz konusu tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerini yaygınlaştırdığı ve artırdığı bir dönem oldu. Diyanet Akademisi ise bu süreci hızlandıracak, MEB ve YÖK üzerinden yapacağı protokollerle okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm alanlarda bu oluşumlar temel bir aktör haline getirilecektir.

Son Güncelleme: 17.06.2022 16:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.