En büyük müsebbip DSİ’dir!

Dere ıslahı adı altında dere yataklarının darlaştırılmasına tepki gösteren KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Giden milli servetten oluyor. Bu işlerin en büyük müsebbibi DSİ’dir. Dere ıslahlarını yapan DSİ’dir. Bunun ardından da belediyeler” dedi

En büyük müsebbip DSİ’dir!

Dere ıslahı adı altında dere yataklarının darlaştırılmasına tepki gösteren KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Giden milli servetten oluyor. Bu işlerin en büyük müsebbibi DSİ’dir. Dere ıslahlarını yapan DSİ’dir. Bunun ardından da belediyeler” dedi

07 Ekim 2018 Pazar 12:49
69 Okunma
En büyük müsebbip DSİ’dir!

Trabzon genelinde etkili olan sağanak yağış başta Araklı olmak üzere Of, Sürmene, Arsin, Akçaabat, Çarşıbaşı, Vakfıkebir, Beşikdüzü ve Şalpazarı ilçelerinde sel ve heyelan meydana gelmişti. Yaşanan olayların ardından önemli uyarılarda bulunan KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, yaşanan facialara dere yataklarının neden olduğunu belirtti. Erüz, “Bu şehirde 1930 ve 50’li yıllarda değil dere yataklarında sellerle kocaman camiler denize gitmiş. Arazinin yüzde 30’u yok olmuş. Böyle bir coğrafyada kalkıp da dere ıslah yapmak olmaz” dedi.

İşte Erüz’ün açıklamaları:

BU NE İLK NE DE SONDUR

Dere ıslahı adı altında yanlış yatırımlar yapılıyor. Bu ilk olmadı son olmayacak. Bitmeyecek. Yapılan yatırımları normal şartlara göre yapmıyorlar. Artık dere yataklarının terk edilmesi gerekiyor. Dere yatağını darlaştırmaya ıslah deniliyor. Sonra dere yatağı taşıyor her tarafı mağdur ediyor. Kıyı kanuna göre dere yatakları dahil olmak üzere suyun taşkın ile ulaştığı noktaya kadar yer dere yatağıdır. Bu dere yatakları kamu yararı dışında hiçbir şekilde özel mülkiyete konu edilemez. Yani devletin tasarrufu altında olması gereken yerlerdir.

DERENİN ORTASINA DUVAR!

Kurumlar ise kanunları baypas ediyor. Dere ıslahı yaparak kenar çizgiyi çekiyorlar derenin ortasına. Diyorlar ki bu beton duvardan sonra kıyı teras çizgisi buradadır, diyorlar ki dere burada duracak. Ama dere orada durmuyor. Dere taşınca köyü, mahalleyi, şehri alıp götürüyor. Kendine yeni yatak yapıyor. Eski yatağına kavuşuyor. Sonra da kalkıp buna afet diyorlar. Hayır bunun adı adet değildir.

HERKESİN YAPTIĞI KAR KALIYOR

Devlet ne yapıyorsunuz dediğinde işler duruyor. Ama öyle kimse kimseden hesap sormuyor. Herkesin yaptığı yanına kar kalıyor. DSİ uyarılıyor, raporlar verildi. Dere yatağının duvar ile yapıldığında ekolojik sistemin bozulduğu, tahrip ettiğini, dere yatağının taşabileceği hep söylendi. Bu şehirde 1930 ve 50’li yıllarda değil dere yataklarında sellerle kocaman camiler denize gitmiş. Arazinin yüzde 30’u yok olmuş. Böyle bir coğrafyada kalkıp da dere ıslah yapmak olmaz.

MİLLİ SERVETTEN GİDİYOR

Bunu yapmak sadece insanlara sadece yeni arazi kazandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Yol yapılıyor diye dere yatağı darlaştırılıyor veya vatandaşın arazisini daha iyi hale getirmek için duvar örülüyor. Bunun adı dere ıslahı oluyor. Burada ya inşaat sektörü kazanıyor ya da o dere yatağında arazisi olanlar kazanıyor. Ama genel manada bakıldığında ülke kaybediyor. Giden milli servetten oluyor. Olan devletin kaynaklarına ve parasına oluyor.

EN BÜYÜK MÜSEBBİBİ DSİ’DİR

Bu işlerin en büyük müsebbibi DSİ’dir. Dere ıslahlarını yapan DSİ’dir. Bunun ardından da belediyeler. Bakın Tabakhane’de de sıkıntı var. Her yer beton olduğu için o suyun denize ulaşma şansı yok. Şiddetli bir yağmurda o vadideki sistem süpürülüp giderse milyonlarca liralık yatırımın yok olmasının sorumlusu kim olacak? Orada menfez üzerine menfez yapmak hangi bilimsel gerçekliğe uyuyor?

PARALAR ÇARÇUR EDİLİYOR

Artık ülkenin kaynaklarını ortak akıl ile bilimsel yöntemlerle ve sürdürülebilir uygulamalarla harcamak gerekir. Yani biz yaptık oldu; olmadı biz yarın yapılanı yıkar yenisini yaparız mantığıyla 10 yılda bir ülkenin kaynaklarını heba etmenin anlamı yok. Avrupa ise yüz yıllık var olan altyapısını kullanıyor. Biz son 50 yılda ise herhalde 20 defa altyapı değiştirdik. Günahtır. Bu millet bu kadar zengin değil. Paraları çarçur etmenin manası yok. Bunun vebali vardır. Bunun adı israftır. İnsanlara iş kazandırmak için böyle sürekli yapıp yıkmak yerine kalıcı işler yapmak gerekir. İstihdamı fabrika vb. kalıcı işler yaparak sağlamak lazım. Öyle inşaat sektöründe yapıp yıkmakla istihdam da sağlanmaz; kalıcı iş de olmaz. Ülkenin kaynaklarını heba etmenin anlamı yok.

Sonnokta gazetesi 

Son Güncelleme: 07.10.2018 13:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner24