Gelsin belgelerle tartışalım

Trabzon Merkez Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Mutlu’dan iddialara cevap.Faroz Balıkçı Barınakları ve Trabzon Merkez Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Ahmet Mutlu, “Hodri meydan diyorum ben onlara. Onlar da gelsin ben de belgelerimle geleyim. Eğer yüzleri varsa çıkalım tartışalım. ‘Mağdurum’ diyen gelsin” dedi

Gelsin belgelerle tartışalım

Trabzon Merkez Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Mutlu’dan iddialara cevap.Faroz Balıkçı Barınakları ve Trabzon Merkez Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Ahmet Mutlu, “Hodri meydan diyorum ben onlara. Onlar da gelsin ben de belgelerimle geleyim. Eğer yüzleri varsa çıkalım tartışalım. ‘Mağdurum’ diyen gelsin” dedi

02 Ocak 2018 Salı 09:52
Gelsin belgelerle tartışalım

Faroz Balıkçı Barınakları ve Trabzon Merkez Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Ahmet Mutlu, Balıkçılar Kooperatifi ve Balıkçılar Derneği üyesi Muharrem Kayıkçı’nın iddialarına cevap verdi. Mutlu, Kayıkçı’nın iddiaları hakkında açıklamalarda bulunarak “Hodri meydan diyorum ben onlara. Onlarda gelsin ben de belgelerimle geleyim. Eğer yüzleri varsa çıkalım tartışalım. Hodri meydan diyorum istediği yerde o hak iddia ettiği şeyleri ben onlara söyleyeyim.  Ortak olan balıkçı, ‘mağdurum’ diyen gelsin” dedi. İşte Mutlu’nun açıklamaları:

ONLARIN DEDİĞİ GİBİ MÜMKÜN DEĞİL

28 yıldır başkanlık yapıyorum. Bugün bu işi yapmıyorum. Onlarda benim çok sevdiğim insanlar. Burada bir gerçek var. Ne kadar muhalefet olsa da bizim Farozlu olma özelliğimizden gene aynı tabutun altına giriyoruz. Şunun için üzüldüm.  Defterdarlık ihale yapmadan bize ihale yaptı. Defterdar ihale yapmadan kiralama yapabilir miyiz? Herşey onların dediği gibi olması mümkün değil. Zaten bu muhterem 40 yıl Almanya’da oturmuş. Ataları, dedeleri balıkçı olabilir. Yer istiyor şimdi. Sen 40 yıl Almanya’da çalışmışsın gelmişsin yerin yok. Muhalefet olmak istiyorsun. Dağıtım esnasında da 11 tane dam var yıllardır burada olan mevcut balıkçıya vermek zorundasın” dedi.

KAYIKÇIYA DAM VERMEME SEBEBİM…

MOPA ile benim samimiyetim çok iyidir. Onlardan rica ettim. Projeyi de çizen benim Karadeniz Bölgesi’nde. Damların enlerini biraz daha dar çizip daha fazla dam yaptık. MOPA’dan da rica ettik başka arkadaşlarımızda var. Onlar içinde fazladan dam istedik. 130’a kadar çıkarabildik onu. 24 tane yakında kendimizin iyi niyetinden. Burada biz aslında mevcut insanları mağdur ettik. Niye bir metre yeri varken 90 santimetreye çektik. Sayıyı artırmak için aksine bu arkadaşlar mağdur oldu.  Özveride bulunduk. Bu muhalefet eden arkadaşların içinde damı olmayanlar vardı. Onlara da dam verdik. Muhalefet eden arkadaşlar onunda yeri var. Yeri yok diye bunlara yer verdik. Sadece Muharrem Kayıkçı’ya,  dam vermeme sebebim de şu o dönemde kedisinin o zamanda şahsi teknesi yoktu.  Amcasının oğlunun teknesi vardı. Daha sonra tekne aldı.

HAKLARINI NASIL GASP EDEYİM

‘Ben Farozluyum’ diye herkese yer verme hakkım yok benim. Sonra şöyle bir şey var. Bana Farozlurdan başka balıkçılara yer verme diyorlar.  Erdoğdu’dan, Bahçecik’ten başka mahallelerden olan balıkçılara buradan yer vermeyelim mi? Faroz’un dışında olan balıkçıya yer vermemek olur mu böyle bir şey. Ben o adamın nasıl hakkını gasp edeyim.

CESARETSİZLER…

20 ile 30 defa bizi mahkemeye verdiler. Şuanda da mahkemedeyim. Osman Usta, iki dönem seçime girdi iki dönemde seçilemedi. Başka bir abimiz girdi seçime niye o girdi de kazanamadı diye beni tekrar mahkemeye verdi.  Recep Denizer, sanki Savcıları, hakimleri bağlıyor, kanunları bağlıyor öyle diyorlar ayıp ya. Millete böyle lanse ediliyor. Haklı olduğumuz için kazandığımızı söyleyemeyecek kadar cesaretsiz insanlar. Haklıysa bu adam benim adaletin önüne geçme şansım olur mu?  Devletin kurumuna evrak gelmişse yanlış yapma şansına sahip mi?

BAKANLIKTAN DENETLENİYORUZ

8 sene dava sürdü. Takipsizlikten düştü dava. Aksine biz Recep Denizer ile savcıya, hakime gittik. Haksızsak haksızlığımızı bilip ona göre kendi kendimizden artık şüphe duymaya başladık. 186 mevcut balıkçıdan 170’i genel kurula katıldı. Sadece 1 tane ret oyu var. 62 fark ile başkan seçildim. Adamları zorla, tehditle oy sandığına üye yapıyor diyor. Açayım defteri göstereyim. Biz bakanlık tarafından denetleniyoruz. Genel Kurulda devletin yetkilileri var bizleri denetleyen. Biz öyle dernek, birlik gibi değiliz. Beni Ankara’dan bakanlık inceler sıradan dernek gibi değil. En kötü bir şey de 1163’üncü Maddeden yargılanırsın, görevi kötü kullanmaktan yargılanırsın. Bir daha da asla görev alamazsın. İnsan ister mi siciline kara bir leke olmasını.

FAROZ’UN ADINI LEKELEMEYE BAŞLADILAR

Kooperatifimiz 1952’de kuruldu kooperatifimiz buradaki balıkçılık Finikeliler döneminden geliyor. Biz burada bütün insanları kucaklıyoruz; öyle bir niyetimiz olsa insanlardan her dönem yetki alıyoruz. Her dönem karar alıyoruz. Artık mevcut kişiler beni rahatsız etmeye başladı. Artık Faroz’un adını lekelemeye başladılar. O kadar farklı yelerlere geldi ki. Ne kadar birbirimize kızsak da o caminin altında o tabuta giriyoruz. Bizim öyle bir hizipçiliğimiz, art niyetimiz yok, biz kimse mağdur olsun istemeyiz.

ŞAHSİ GAYRETLERLE KARŞILADIK

Karayolları bu yol güzergahında bize ‘engel siziniz, size yeni balıkçı barınağı yapacağız’ dedi. Ben deli değilim yakaladığım şansı niye değerlendirmeyeyim. Ecri misil ödedim. Hepsi kayıtlarda var. Eski limandan çıkmamız gerekiyor,  o zamanda beni gidip mahkemeye verdiler.  Asım Aykan döneminde trafosu, suyu, tuvaleti yok; onları da biz kendi şahsi gayretlerimizle karşıladık ki insanların ihtiyaçlarını karşılayalım diye. Bize muhalefet dernek kurdular, bu derneğin bize karışma şansı yok. Biz kooperatifiz kanunda buna cevaz vermiyor. Faaliyet gösteren balıkçı kooperatifinin derneğin, birliğin değil. Ben orayı bir çapulcuya kaptırmam bir balıkçının hakkını başka bir balıkçıya yedirmem.

HALA ESKİ BALIKÇI ZİHNİYETİ…

Kanunlarca devretme hakkı var.  Doktor Ahmet Zihni’nin babası Temel Zihni, en az 50 yıldır balıkçılık ve müdürlük yaptı. Üyemiz ortağımızdı. Doktor Ahmet Zihni’nin babası ölünce  ‘ben babamın yerinde balık satmayacağım ama balıkçılık yapacağım’ dedi. Yerini de düzeltmiş, dizayn yapmış. Ne oluyor yapsın. Biz hala şu zihniyetteyiz, balıkçının hala başında bir bere, elinde şarap şişesi, koltuğunun altında balık kasası sarı muşamba bir balıkçı modeli. Ya kardeşim denizden geldiğimiz de sıcak suda duşumu alacağım, abdestimi alacağım bir misafirim geldiğinde çayımı ikram edeceğim. Benim insan olarak burada insanca yaşama şansım yok mu? Eskiden tenekeden damlar, devletten Allah razı olsun devlet bana bu imkanları tanıdı. Bunu devlet ‘ben senin yerini yıkıyorum yenisi yapıyorum’ dedi.  Parayla da yapmadık bunu devlet yaptı. Kim istemez orada yerinin olmasını.

TOLGA ZENGİN İDDİALARINA YANIT

Tolga Zengin’in annesi kanser hastası çay içmeye geldiğinde çok beğendi Faroz Balıkçı Barınağını. Burada benimde yerim olsa ne güzel olur demiş. Tolga ertesi gün geliyor.  Vefat eden biri yerini satıyor orada. Benim dışımda olan bir şey. Bir iki ay kullanmadı orayı. Erkan diye bir arkadaşımız ar. Bıraktı ona gitti, teknesi de var. Müfettiş geldi burada köşk varmış dedi. İçerisine girdiğinde baktı. Barınak,  daha beton duruyor. Anne ölünce Tolga Zengin’de barınağı bıraktı gitti. Oradaki damların yüzde 90’ı balıkçı.

ÖYLE BİR HAKKIMIZ YOK

Eksiğimiz şu; balıkçı kim? Siz de bende sokaktaki vatandaşta balıkçı. Bir doktor olmanın, bir avukat olmanın, bir futbolcu olmanın kuralı var. Balıkçılığında eskiden bir kuralı vardı bakanlığımız buna bir kriter getirmedi. Şuanda bir vatandaş tarım il müdürlüğünden profesyonel bir belge alabiliyor. Profesyonel belgeyi aldıktan sonra bize geldiği için vize almak için bize geldiğinde balıkçı olduğuma dair bir belge ver. İlk gittiği kurumda,  bize kimse göndermiyor balıkçı olduğuna dair. Bu sefer ne oluyor? Belge olduğu için vatandaş bana geldiğinde ‘veremem, balıkçı mısın’ diye sorduğumda vatandaş da ‘hayır’ diyor. Adamın elinde belgesi olduğu için kazanılmış hakkını ben köhnemek zorunda kalıyorum. Öyle bir hakkım yok.  Mecbur kalıyorum. Kötü durumlara düşüyoruz.

YANLIŞ LANSE EDİYORLAR

Balıkçılık Su ve Ürünleri Genel Bakanlığı, kuruldu. Zaman içerisinde bu sorunlarda gündeme geliyor bu sorunlar çözülecektir. 5C maddesi kanun üst kurumlara cevaz vermiyor. Kanun vermiyorsa biz kanunun önüne geçeceğiz, öyle bir lüksümüz yok. Devletin kurumları beni çağırmak zorunda değildir; bir temsilci olarak  benim görüşümü aldılar bilgi aldılar; kanunun cevaz verdiği bir şekilde kiralamamızı da yaptık. Valimiz çok duyarlı kurumları çağırdı bizlerin bilgisini aldı. Kanunun cevaz verdiği şekilde kiralamaya gittik anlaştık. Birileri menfaatleri için ters düştüğü için yanlış lanse ediyorlar. İnsanların doğruları söylemesi 20 ile 30 celse ben dürüst olduğum sürece devletin karşısına çıkarım. Ben inanmıyorum ki yanlış yere insanların yerini gasp etsin. Biz bakanlarca denetleniyoruz. Öyle mahalledeki kurulmuş bir dernekte değiliz. Teftiş yapıyor kurumlar; usulsüzlük varsa inceliyor; başsavcıya bildiriyor. Biz savcı ve hakimin karşısına çıkmayı çok mu seviyoruz? Kim ister yani.

KİMSEYİ KARALAMAK İSTEMİYORUM

İki dönemdir seçilemeyen aday, bir başkasının hakkını savunmak için mahkemeye gitti. Şöyle bir şey diyeyim 185 kişi yani 170’i genel kurula katılmış olacak. 1 ret oyu olacak ve burada haksızlık olacak. Maşallah bana, ben ne kadar büyük adammışım.  Ben 5 dönemdir burada başkanlık yaptım. Ben öyle kimseyi de karalamak istemiyorum. Almanya’da işçi olarak çalışıyor. Bu mahallede yıllardır burada balıkçılık yapan insanın doğru inandığımız şeyi yapıyoruz. Yerini de devir eder elimizde ana sözleşme var; ana sözleşmede her şey yazıyor kimler ortak olabilir; kimler usulsüz ortak yapıyormuş nasıl usulsüz ortak yapacağım. Tarım İl Müdürülüğü tarafından  denetleniyoruz.

KANUN ÇERÇEVESİNDE

Ben insanları kucaklamak istiyorum. Herkes deniz kenarından yer ister; benim arkadaşımda istiyor. Birisi bize ‘Ben burada faaliyetimi sürdüremiyorum yerimi başka birine devretmek istiyorum’ dediğinde ‘bu insanın teknesi var malzemesi var belirli miktar para harcamış oraya karşılığında ne harcadıysa malının değeri ne kadar’ diyoruz üç aşağı beş yukarı ‘anlaşın’ diyoruz. Uygunsa da alan arkadaşta yeşil fiş almak zorunda. Kanunun cevaz verdiği ölçüde işlem yapıyoruz. Bu şekilde devam ediyor yani

TEK BİR KURUMA BAĞLI OLSAK…

Eğer tek bir bakanlık, çatı altında toplanmış olsaydık bugünkü yaşadığımız bu sorunları da çözüm bulunurdu. Kimler balıkçı olabilirdi kimlere bu yerlerden hak doğabilirdi bunlar tek bakanlık olmuş olsaydı sorunlar çabuk çözülürdü. 1980’den önce satılan balıklara balıkçı müstakil fişi alıyordum. Kaldırıldı bunu biz kaldırmadık. Sistem bunu getirdi. Eskiden bir yerde bir kooperatiften başka kooperatif kurulamıyordu. Şimdi bir sürü var 4, 5 tane var. Kanun koyucu devletin kurumları biz değiliz. Devlet kurumlarındaki insanların Ahmet’le Mehmet’le işi olmaz ki. Tarım Bakanlığındakiler ne babamın oğlu ne Maliye Bakanlığı’ndakiler.

BAKIMI AKÇAABAT’TA MI YAPIYORSUN

Muhalefet yapan bazı arkadaşlar var. Belki inşallah bir daha gelir ya da yol da karşılaşma şansımız olur beyefendiyle; orda tekneniz barınıyor ama çekerek ama bağlanarak barınıyor. Bakımını, onarımını nerde yapıyorsunuz? Yılda 3-4 ay karaya çekiyorsunuz nereye çekiyorsunuz? Akçaabat’ta ki limana mı götürüyor teknesini merak ediyorum. Orada her türlü hizmeti görüyor yeni bir iskele yaptık. İskelenin oraya bağlama yeri yaptık. Acaba 12 yıldır kaç lira, kaç kuruş verdi. Recep Denizer’e ‘aman abi şu ayı ödeyemiyoruz, elektriği karşılayamıyoruz’ dediğimizde bize abilik yapıyor abilik. Herkes elini vicdanına koysun. İnsanlar bazı şeylere değer vermesi lazım. Yanlış yapmaması lazım.

VATAN HAİNİNDEN BETER OLDUK

‘Siz dört dörtlük insan mısınız’ diyeceksiniz. Hiç kimse dört dörtlük insan değil bizde hata yapabiliriz. Belki orda dağıtımda da hata yapmış olabiliriz. Hatalarımız olmuş olabilir ama bile bile kimseyi mağdur etmemek için dağıtımda yan yana olan komşulara ‘razı mısınız’ diye sorduk. Razı olduklarıyla yan yana yerleştirdik. Biz insanlara yaşlı insanlarımızın hiç yeri olmayan büyüklerimize yer vereceğiz. Kayıtlı üye beni sevmiyor; ama alt geçitteki fazla yürümesin diye en yakın yeri verdik. Tek tek ispatlayabilirim. Kendi doğrultusunda iyi olanları iyi olarak değerlendiriyorlar; kötü olanları vatan haini ilan ediyorlar. Vatan haininden beter olduk.

BURASI SOSYAL BİR YAŞAM ALANI

Faroz Balıkçı Barınağı, insanların sosyal bir yaşam alanı. Valisi de, bakanı da, memuru da ev hanımı da geliyor. Normal bir çoluk çocukta geliyor. Trabzon’da güvenebileceğimiz üç beş yer var; bunlarında bir tanesi Faroz Balıkçı Barınağı. Burada herkese kapımız açık. Herkesin de gelmesini istiyoruz. Bütün insanlar gelsinler; başımızın üstünde yeri var; herkesi misafir etmeye hazırız. Bu bize bir övünç gurur veriyor. Çıkıyor arkadaş ‘bu insanlar

buraya gelmesinler’ diyor. Oraya gelen insanlara biz hizmet veriyorsak ne mutlu bize”

YIKIM KARARINA CEVAP VERDİ

Barınakların,  yıkım kararı şöyle bir şey; 10 yıllık kira sürecimiz vardı yeniden kiralamak gerekiyordu. Fakat kanundaki bir maddeden dolayı üstteki yapıların olmaması gerekli olduğunu söylediler. Bizde burayı bizim yapmadığımızı devletin yaptığını yani durumu izah ettik. Devletin kendi içindeki şey. Sonradan balıkçının mağdur olmaması için arada bir ecrimisil uygulaması yaptılar. Kanuna uyacak şekilde bu kiralama yönüne gittik. Şuanda da kiraladık; yıllık olarak kiralama sürecimiz oldu. 10 yıldı orada faaliyet gösterdiğimiz sürece yeni bir kanun maddesi çıkana kadar kanun bize kiralama sürecini gösteriyor.  Biraz bilgi kirliliği olmuştu. Kurumlarında çok çabuk olaya el atmasıyla beraber kanunun el verdiği ölçüde çözdüler.

DEVLETİN MAHKEMELERİ VAR

Herkes güzel olan şeyden almak ister o güzelliğe sahip olmak ister. Bu her zaman olmaz. Biz kriterleri yerine getiren herkese kanunun el verdiği şekilde barınakları yaptık teslim ettik. 12 yıl oldu; bu yarayı kaşımanın hiç kimseye bir yarar getireceğini sanmıyorum. Bunun için devletin mahkemeleri var. Kurumlar sanki Ahmet’in babasının kurumuymuş gibi ‘Ahmet’e peşkeş çekiliyor’ diye kişiselleştirmemek gerekir, kurumları zedelemenin hiç anlamı yok. Biz orada görev yaptığımız sürece en iyiyi, en doğruyu, insanları sorunlarını çözmeye çalışmışızdır. Adam 40 yıldır Almanya’daydı atalarım balıkçıydı benim dedemde balıkçıydı; ne yapalım şimdi. ‘Ben 5 kardeşim bana 5 tane vereceksin’ böyle bir kural mı var? Nerde var böyle kural. Karıştırsanız herkesin dedesi balıkçıdır. Herkesi mutlu edemezmişiz demek ki.

KİMSE MAĞDUR DEĞİL…

Adam mağdurum diyor, geliyor biz yardımcı oluyoruz ona. Orada yerini terk edenlerin teknelerini dışarı atmıyoruz. Kimse orada mağdur değil. Mağdur senaryosu yıllardır çizilip gidiyor. Yıllardır tekneni evine mi götürüyorsun. Nerde bakımını yapıyorsun, nereye bağlıyorsun? Balıkçılık faaliyetini orada yapıyorsun. Kira veriyor musun? Yok, kirayı senin diğer arkadaşın veriyor, biz veriyoruz; o, bu veriyor. Sen 12 yıldır kira verdin mi?

HODRİ MEYDAN DİYORUM

Hodri meydan diyorum ben onlara. Onlarda gelsin ben de  belgelerimle geleyim. Eğer yüzleri varsa çıkalım tartışalım. Hodri meydan diyorum istediği yerde o hak iddia ettiği şeyleri ben onlara söyleyeyim.  Ortak olan balıkçı, ‘mağdurum’ diyen gelsin. Ben neden yer alamadığının gerekçelerini de göstereceğim.  Allah razı olsun arkadaşlardan biraz da işi kaşıdılar istesek bu şekilde olmazdı; bana göre önümüz on yıl değil 50 yıl açık. Bizi kurumlarla kötü etmenin gereği yok. Asıl sıkıntıları yönetimi ele geçirmek; böyle bir şansları yok.

sonnokta gazetesi 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.