Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı

Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesinde Trabzon Suriçi’nin UNESCO’nun dünya mirası listesine alınması yönünde çalışmalar yapılması gerektiği belirtildi.

Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı

Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesinde Trabzon Suriçi’nin UNESCO’nun dünya mirası listesine alınması yönünde çalışmalar yapılması gerektiği belirtildi.

17 Aralık 2018 Pazartesi 13:45
Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı

Haziran Hareketi Trabzon Kent Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı.Uğur Değirmenci tarafından okunan sonuç bildirgesinde ,Bilim, kültür ve sanatın egemen olduğu; tarihsel, turistik değerlerin korunup geliştirildiği, bu alanlarda yapılan yanlışların eleştirildiği, geleceğe ışık tutulduğu, kadın, çocuk, doğa dostu, eşitlikçi, özgürlükçü, mutlu bir kent yaratmak amacıyla düzenlediğimiz Trabzon Kent Çalıştayı, 6 bölümde, ayrıntılı olarak işlenmiştir. Çalıştay; Trabzon’da, daha iyi bir yaşama yönelik olarak, geleceğin planlanması, planlı kentleşme, özenle korunması gereken tarihsel, kültürel, doğal varlıklar kapsamında yararlı bir çalışma olmuştur. Çalıştay sonucunda, daha yaşanabilir bir Trabzon oluşturabilmek için, birçok kurum ve kuruluşa görev düştüğü katılımcılar tarafından dile getirilmiştir.Önümüzdeki süreçte, Çalıştay’da ortaya çıkan düşünceler; kitapçık halinde basılarak, kamuoyunun ilgisine ve bilgisine sunulacaktır. Çalıştay’da işlenen konular; aşağıdaki sıra dahilinde özet olarak sunulmuştur:

Trabzon, bölgesel merkez özelliği de olan 4 bin yıllık bir tarihi kent… Suriçi kentlerinin ortak şemasına uygun olarak kurulmuş bir limanlar şehridir.Eski dönemlerde kentte her evin bir bahçesi bulunmaktaydı. Giderek, ön bahçe kültürünün ortadan kalktığı, arazi sınırına sıfır yapılaşmaya geçilmiştir. Böylece, kent yaşamındaki yozlaşma, çürüme hızlanarak; rant yaratma uğruna kent zamanla bir beton yığını haline dönüşmüştür.

Kent ve kültür, ayrılmaz parçalardır. Nüfusuna göre, en çok sanatçı yetiştiren kentlerden biridir Trabzon. Trabzon’da çok sanatçının yetişmesinde, geçmişteki çok kültürlülüğünün önemli etkisi vardır. 
Sahil Yolu’nun yapılmasıyla, kent kimliği bozulmuş ve kentin denizle ilişkisi kesilmiştir. Samsun’dan Sarp’a kadar uzanan “Yeşil Yol” projesi tamamlandığında kırsal bölgenin olumsuz bir şekilde etkilenmesi ve eşsiz doğa güzelliklerinin ortadan kalkması söz konusu olacak.
Kentler, kolektif bir ürün, kolektif bir sanat eseridir. ”Uygulanan kentleşme politikalarıyla “sanat, spor, deniz, tarih, kültür ve üniversite kenti” olan Trabzon, yaşanmaz hale gelmiştir. Kenti yalnız merkeziyle sınırlı görmemek, çevresiyle birlikte bir bütün olarak ele almak gerekir.
Doğu Karadeniz Bölgesi ve Trabzon; Türkiye’de son 15 yılda uygulanan yağma, talan politikalarından en çok etkilenenler arasındadır. Bölgenin ve kentin kimlik değerlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik sistematik bir çalışma yapılmıştır. Kentin kamusal fonksiyonları boşaltılmış ve bellek değerlerinin silinmesi yönünde adımlar atılmıştır: Bu kapsamda, bölge hastanesi niteliğindeki Numune Hastanesi işlevsizleştirilerek, Adliye ile birlikte merkez dışına taşınmıştır… Avni Aker Stadı ve 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu yıkılmış, Akyazı’da plansız, programsız, ekolojik dengeleri gözetmeyen bir stadyum yapılmıştır. 

Tarihi kent merkezinin Suriçi yıkımları başlatılarak; antik liman üzerinde Belediye Binası yapılmış, 19 yüzyıl önce yapılan Tabakhane Köprüsü’nün yıkımı yönünde adımlar atılmıştır. Tarihi merkezin daha fazla zarar görmemesi ve kaybedilen değerlerin kazanımı için, Trabzon Suriçi’nin UNESCO’nun dünya mirası listesine alınması yönünde çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Büyükşehir Yasası’yla birlikte, Trabzon özelinde 57 belediye kapatılmış. Bu sayede ranta dayalı kentleşme politikalarına; yaylalar, akarsular, vadiler, meralar, milli parklar ve eşsiz doğal güzelliklere sahip kırsal kesimler açılmıştır. Buna karşın kırsal kesimde yaşayan yaklaşık %25 oranındaki toplum kesimlerinin kamusal hizmetlerden yararlanması, fiilen ortadan kaldırılmıştır. 

Bölge turizminin başlangıç noktası olan Ayasofya Müzesi’nin mimari özellikleri bozularak fonksiyonunun değiştirilmesi, Çamburnu’nun yakılarak imara açılması, HES projeleriyle derelerin ve vadilerin doğal peysaj güzelliklerinin yok edilmesi, doğayı tahrip eden taş ocaklarında, dere yataklarında yapılaşma, plansız programsız yol yapımları ve kaçak yapılaşma, bütün kenti ve bölgeyi niteliksizleştirmekte ve çoraklaştırmaktadır.

Kamu yararı ve bilimsel gerçekler dışlanarak; enerji ihtiyacı bahanesiyle derelerimiz HES’lerle dolduruldu. Madenler bahane edilerek ormanlarımız, yaylalarımız ve meralarımız yok edilmektedir. Bu süreç, aynı şekilde devam ederse Trabzon’un ve Karadeniz’in yeşil doğasının çölleşmesi, kaçınılmaz hale gelecektir. 

Trabzon ekonomisi 60’lı yıllarda tarıma dayalıydı. İlk büyük sanayi kuruluşu, Çimento Fabrikası oldu. Kentin ihraç ürünleri arasında tütün, fındık, çay ve mısır vardı. Geçen süre içinde tütün, devlet tarafından yasaklandı, mısır önemini yitirdi, hayvancılık büyük ölçüde tasfiye edilmiştir.
Yoksullaşma ve mağduriyetlerin arttığı bölge ekonomisinde turizm, bir numaralı konumda… Trabzon’da, ağırlıklı olarak, Ortadoğu turizmine yönelinerek, Batı turizminden kopulmuş ve niteliksiz turizm organizasyonları egemen olmuştur. Ülke düzeyinde, tarım ve sanayiye ayrılacak alanlar belirsizdir. Trabzon’un, konumu gereği, engebeli arazilerde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Maliyetleri yüksektir. Kooperatifçiliğe ideolojik bakılmaktadır. Tarımla ilgili gerçek bir planlama yok. Makro, mikro tarım politikaları yok. Büyükşehir Yasası ile köylerde yaşayan insanlar artık kentlidir. Trabzon’da köylü sayısı sıfırdır. Tarım amacıyla kullanılan topraklarla ilgili denetimler, devlet tarafından yapılmamaktadır. 

Toprak Koruma Kurulları; madenciler ve rantçılar lehine çalıştırılıyor. Açılan davalardan sonuç alınamıyor. Yöreye ait birçok ürünün nesli, ya tükendi ya da tükenmek üzere… Tohumculuk Yasası ile yerli tohum ekimi, üretimi ve ticareti üzerinde büyük baskı var. Tarımda, verimlilik sıkıntısı çok büyük… Tarım alanlarının %60’ı yabancı tekellerde…

Fındık üreticisi, özel sektörün insafına bırakıldı… Çay konusunda, alan bazlı değil, üretim bazlı destek olmalı.

Her türlü sosyal ve kültürel varlıkları yıkarak; benliksiz, örgütsüz bir toplum yaratılmak isteniyor. Trabzon’un ve bölgenin sorunları bunlarla sınırlı değil. Ülkede yaşanan sorunların, olumsuzlukların izlerini hem kentte, hem de bölgede görmek mümkün. Bütün bu durumlarla mücadele etmek, ivedi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Fiziki yıkım ve kültürel yok oluşa karşı, omuz omuza mücadele etmek zorundayız.
Yaşam değerlerini koruma, onarma ve geliştirme yükümlülüğü olan devlet; bütün bu değerlerin ranta kurban edilmesinin öncüsü olmuştur. Bu koşullarda rant için, insana rağmen, her türlü yönteme başvuran devlete karşı doğal ve kültürel değerlerimizi koruma sorumluluğumuz vardır.

Toplumsal dayanışma ve mücadele için, tarihsel bir eşikte bulunduğumuz gerçeğinden hareketle, bu etkinliği, yeni bir başlangıç olarak değerlendirmekteyiz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.