İran-Irak sınırındaki depremin ardından

İran-Irak sınırında geçtiğimiz Pazar akşamı meydana gelen 7.3 şiddetindeki deprem hakkında açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Bayrak, bölgenin aktif tektonik kuşak olduğunu belirterek depremin artçı sarsıntıların devam edeceğini ancak zamanla sayıları ve büyüklüklerinin azalacağını söyledi.

İran-Irak sınırındaki depremin ardından

İran-Irak sınırında geçtiğimiz Pazar akşamı meydana gelen 7.3 şiddetindeki deprem hakkında açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Bayrak, bölgenin aktif tektonik kuşak olduğunu belirterek depremin artçı sarsıntıların devam edeceğini ancak zamanla sayıları ve büyüklüklerinin azalacağını söyledi.

14 Kasım 2017 Salı 09:46
İran-Irak sınırındaki depremin ardından

Depremin hem derinlik olarak hem de nüfus yoğunluğu bakımından fazla yıkım ve ölümlere sebep olmadığını belirten Bayrak, depremin, Bitlis, Zağros “Bindirme Zonu” üzerinde bulunduğuna dikkat çekti. Bayrak, “Bu deprem aktif tektonik kuşak olan Bitlis, Zağros Bindirme Zonu üzerinde meydana geldi. Dolayısıyla bu zon, ülkemizden başlayarak Hindistan’a kadar devam etmektedir. Burası aktif tektonik kuşak, Bindirme Zonu dediğimiz kuşak. Burada iki tane levhanın çarpışması söz konusu. Dolayısıyla burada oluşan depremler bizim bindirme dediğimiz depremler veya diğer bir adıyla ters faylanma mekanizması gösteren depremler bu kuşakta meydana gelmektedir. Bu depremin fay üzerinde çözünürlüğüne baktığımız zaman küçük bir doğru hattın bileşkeni olan bir ters faylanma gösteren ve bölgenin tektoniğini destekleyen bir depremin olduğunu görüyoruz. Bu depremin artçıları devam edecektir ama zamanla sayıları ve büyüklükleri azalacaktır. Derinliği 35 kilometre olduğundan dolayı yıkım fazla olmamıştır. Ayrıca nüfus yoğunluğu da bu depremde ölenlerin sayısının çok büyük olmamasının en büyük etkenlerinden birisi. Dolayısıyla deprem derinliğinin biraz fazla olması, nüfus yoğunluğunun da az olması ölü sayısının az olmasının nedenlerinden birisidir. Bu bölge tektonik kuşak üzerinde olduğundan buralarda her zaman deprem meydana gelebilir. Burası tektonik kuşak itibariyle bu büyüklükteki depremler üretebilecek bir tektonik özelliğe sahip bir bölge” dedi. 

İstanbul’daki deprem beklentisi
Aynı büyüklükteki bir depremin İstanbul’a büyük zarar vereceğini kaydeden Bayrak, “Deprem İstanbul merkezinde değil, Marmara Denizi'nde beklenen bir deprem. Bunun nedeni ise 1999 İzmit depreminde kırılan fayın bittiği nokta ile Tekirdağ arasında kalan bölgede bir kırılma bekleniyor. Bunun sebebi de gelen enerjinin burada birikmesi aşağı yukarı 120-130 yıldır da bu bölgede bir depremin olmamış olması en büyük beklentilerin sebebidir. Bu büyüklükte veya bu civarda oluşacak bir deprem İstanbul’a büyük zarar verecektir. Bunun en büyük nedeni birincisi çarpık kentleşme, diğeri ise uygun zemin şartlarının olmadığı bölgelerde veya dolgu alanlarında şehirlerin veya binaların kurulması İstanbul’da daha büyük zararlara neden olacaktır. Bunun zaten İzmit’te olan depremin Avcılar'daki yansımasında açıkça gördük. Deprem oraya 100 kilometre civarında uzaklıkta olmasına rağmen zemin şartlarının Avcılar'da çok kötü olması büyük yıkıntıya hem can hem de mal kaybına neden olmuştu" diye konuştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.