Milletvekili Pekşen'den,Başkan Sağıroğlu'na suç duyurusu

CHP Trabzon Milletvekili Av. Haluk Pekşen, Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu hakkında, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına “Mal bildiriminde bulunmaması, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele kanun” hükmünü ihlal suçu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Milletvekili Pekşen'den,Başkan Sağıroğlu'na suç duyurusu

CHP Trabzon Milletvekili Av. Haluk Pekşen, Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu hakkında, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına “Mal bildiriminde bulunmaması, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele kanun” hükmünü ihlal suçu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

12 Eylül 2017 Salı 12:26
Milletvekili Pekşen'den,Başkan Sağıroğlu'na suç duyurusu

CHP Trabzon Milletvekili Av. Haluk Pekşen ve  Av. Hande Burma imzalı suç duyurusunda Şüpheli İbrahim Sağıroğlu halen Yomra İlçesi Belediye Başkanıdır. Belediye başkanlığından önce bir kamu bankası olan Ziraat Bankasında güvenlik görevlisi olarak çalışmıştır. Bu itibarla kamu çalışma vasfı ile en son emeklilik tarihi itibariyle kendisinin ve mal beyanında bulunma yükümlülüğü olan yakınlarının mal beyanları, resmi kayıtlarda yer almaktadır. Kaldı ki, belediye başkanı seçilmesi ile birlikte aynı şekilde yasa gereği sahip olduğu mal varlığı Trabzon Valiliğine beyan edilmesi gerekmektedir. 

Şüpheli İbrahim Sağıroğlu belediye başkanı olarak göreve başladığı bugüne kadar kendisi, ailesi, kardeşleri ve çocuklarının sahip olduğu resmi ya da gayri resmi şirket varlıklarında olağanüstü büyük bir artışa rastlanmaktadır. Kamuoyunda yaygın olarak malum ve meşhur olduğu üzere Yomra ilçesinin birçok imar ve inşaat konusunda, devletin resmi kayıtları ile sabit ve her gün yenileri eklenen yolsuzluklar büyük bir yasa tanımazlık ve vurdumduymazlık içerisinde yapılmaktadır.

Belediye hizmeti olarak sunulan yol yapımlarındaki malzeme alımlarından akaryakıt alımına, plansız yapılaşmadan kaçak yapılaşmaya, hafriyat döküm mevzuatının yok sayılmasından imar planlarının uygulanmasına kadar sayılamayacak hukuksuzluk ve usulsüzlük devletin resmi kayıtları ile sabit ve kamuoyunun malumu haline gelmiştir.

Yüzlerce tarım alanına ve dere yataklarına hiçbir yasal yükümlülük yerine getirilmeksizin hafriyat dökülmüş ve üstelik bu hafriyatlar, doğrudan belediye başkanının koordinasyonundaki şirketler vasıtasıyla yapılmaktadır. Kaldı ki Yomra ilçesinde, belediye başkanının kurmuş olduğu bu çıkar amaçlı suç örgütü düzeneği içerisinden geçmeden inşaat ve imalata başlanılamadığı bilinen ve yaygın olarak konuşulan bir durumdur. Halen Yomra ilçe merkez sahilinde bulunan ve yeşil alan (park alanı) olarak belirlenen saha üzerinde kaçak inşaatlar devasa boyutlara ulaşmıştır. Gerçekten de Namık Kemal Mah. Gürsel Mah. Kaşüstü Mah. vb. neredeyse birçok mahallede yoğun olarak ticari amaçlı yapılaşmalar, rant inşaatları, 3194 sayılı İmar Yasası yok sayılarak yükselmeye devam etmektedir. Kıyı kenar çizgisi ise tümüyle yok sayılmakta, yapılaşma oranları 3194 sayılı yasa ile belirlenen sınırlar göz ardı edilerek tam bir betonlaşmaya dönüştürülmektedir. Kaldı ki bütün bunların inşaatında da yine şüphelinin yakınları, yüklenici veya taşeron olarak yer almaktadır. Halen yalnızca Namık Kemal Mahallesinde yüzlerce konuttan oluşan binalar, kaçak olarak imar planı olmaksızın inşa edilmeye devam etmektedir.

Üzerinde durulması gereken bir başka husus ise belediye tarafından imar planı tadilatı ya da uygulama projeleri, aynı mimarlık bürosu tarafından takip edilip yürütülmektedir. Mutad uygulama haline geldiği üzere bütün projelerin tamamı aynı mimar eliyle çizilmekte ve kamuoyunda yaygın olduğu üzere yoğun bir çıkar ilişkisi de bu sistem üzerinden aklanmaya çalışılmaktadır. Kayıt dışı gelir aklanması yöntemi olarak karşımıza çıkan uygulamalar yalnızca hafriyat taşıma hizmeti değil, aynı zamanda proje müellifliği ya da malzeme alımı yöntemi ile de sistemin içerisine sokulmaya çalışılmaktadır.

Esasen TCK 220nci maddesinin 1. Fıkrası şöyledir: (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”

Bu itibarla Yasa tanımında belirtilen tüm hususlar tam olarak kamunun resmi kayıtları ile de sabittir. Büyükşehir belediyesi resmi imar planları, Trabzon Çevre İl Müdürlüğü, Devlet Su İşleri resmi kayıtları, şüphelinin birçok eylemin içerisinde örgüt lideri olarak yer aldığını açıkça ortaya koymaktadır.  Tıpkı yasada yer aldığı şekilde “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu” kesintisiz (mütemadi) suçlardandır, bu suçlara temadi süresince iştirak olunabilir. Esasen CMK 130ncu maddesi gereği gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gereken fiili bir durumla karşı karşıya kalınmıştır. Yine CMK 135nci maddesindeki hususlar göz önünde bulundurularak iddiaların kolaylıkla toplanması delillendirilmesi ve kovuşturmaya dönüştürülmesi pekâlâ mümkündür. Ancak tüm bunlar şüphelinin siyasal güç kullanarak kayırılmasını ve hukuksal sürecin gereği gibi işletilemediği yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. Bu sebeple de CMK 128nci maddesinde belirtilen tedbirlerin burada etkin bir şekilde kullanılması suçun niteliği açısından da önem arz etmektedir.

Nitekim şüphelinin rant elde etmek amacıyla bir kısım gayrimenkulleri imar planına tabi tuttuğu ve sonrasında imar planına tabi tutulan gayrimenkullerden alınan belediye payları ve özellikle yeşil alan planlaması ile el konulan kamulaştırılan, vatandaşların tapulu arazileri daha sonra kamulaştırma gerekçesinden vazgeçilerek imara açılıp 3. Şahıslara satılmakta ve böylece de yeni bir rant yöntemi olarak kamu gücü kullanılmaktadır.

Kısacası tam bir örgütsel bütünlük içerisinde bir yandan yasanın suç saydığı yöntemlerle kamu gücü kullanılarak rant alanları planlanmakta, diğer yandan bu rant alanları örgüt içerisindeki görev dağılımı doğrultusunda şekillendirilmekte ve sonuçlar ortaya çıkmaya başladıkça elde edilen gelirlerin aklanması yöntemine başvurulmaktadır.

Bütün bunlar ne yazık ki ayan beyan kamunun gözleri önünde cereyan etmektedir. Bu yasaya aykırılıkları gören, itiraz eden ya da kamunun bilgisine sunan, kısacası yurttaşlık görevini yapanlarsa sicil ve benzeri yöntemlerle yıldırılmaya, korkutulmaya ve susturulmaya çalışılmaktadır. Yasaların herkes için hızlı eşit ve adil olarak işlediğine ilişkin inanç, Trabzon Yomra ilçesinde neredeyse tümüyle kaybolmuştur. Yasalar işlemediğinde suçlar cezasız kaldığında suç ortadan kalkmaz yalnızca suçlu cezalandırılmamış olur.

Özetle, Yomra Belediye Başkanı, 3628 Sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanun” hükmünü ihlal ederek, açıkça suç işlemiştir. Bilindiği üzere 3628 sayılı yasaya muhalefet sebebiyle oluşan suçlarda, soruşturmanın başlatılabilmesi için izin sistemi öngörülmemiştir. Yani, Sayın savcılık makamınızca, işbu suç duyurumuza konu suça konu eylemler sebebiyle belediye başkanının yargılanması için İçişleri Bakanlığından soruşturma izni verilmesi yönünde izin prosedürüne başvurulması gerekmemektedir. Resen soruşturma başlatılabilecektir.

Yomra Belediye Başkanı’nın seçildiği 2004 yılı mahalli idareler seçimlerinden bu güne değin kendisi ve birinci derece aile yakınlarının mal varlıklarında ciddi derecede artış meydana gelmiştir. Mal varlıklarındaki bu artışın sebebi Belediye Başkanının 2004 yılı mart ayı meclis toplantısında imar plan notlarında yaptığı değişiklik sonrasında meydana gelen rant artışını kendisi ve aile şirketleri lehine kullanması ile yetkisini kötüye kullanarak hafriyat işlerinden aile şirketlerine haksız kazanç sağlamasıdır. Öyle ki, bölgede bu iki şirketten başka bir şirketin hafriyat işi yapılmasına müsaade edilmemektedir.

Tüm bu ciddi boyutlardaki iddia ve şüpheler doğrultusunda, gerçekten de şüphelinin ve ikinci derece yakınlarının belediye başkanlığı dönemi öncesi malvarlıkları ile başkanlık sonrası edinilen malvarlıklarının karşılaştırılması sonucunda fahiş farkların ortaya çıkacağı görülecektir.

Bu itibarla, şüphelinin elinde bulundurduğu kamu gücünü kendi menfaat ve malvarlığı için kötüye kullanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiği, yapmış olduğu birçok usulsüz ve yolsuzluğu aile şirketleri olan iki hafriyat şirketi tarafından kamufle etmeye çalıştığı, bu sayede büyük kazançlar sağladığı, hem şüphelinin hem de ikinci derece yakınlarının mal varlığı araştırıldığında bu rakamların inanılmaz boyutlara ulaştığı malumdur.

Yüksek malumları olduğu üzere, 3628 sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu”nun genel amacı; haksız mal edinmenin temelinde yatan irtikap, rüşvet, zimmete para geçirme, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, görevinden dolayı kaçakçılık, Devlet sırlarının açıklanması ve açıklanmasına sebebiyet verme gibi insan haysiyeti, dürüstlük ve sadakatla bağdaşmayan gayrimeşru ve hileli kazanç sağlama yöntemlerinin toplumda yaygınlığını azaltmak; Devlet yönetiminde kamu görevi ifa eden kişilerle, diğer kamu kurumu ve kuruluşları ile özel kuruluşlarda ve kamu yararına görev yapan derneklerde önemli görevler üstlenen kişilerin mal bildiriminde bulunmalarını sağlamaktır.

Her kamu çalışanı gibi mal bildirimi yükümlülüğü altında bulunan şüphelinin kamu çalışanı olarak elde ettiği gelirleri, şüphelinin yaşama standardı ile harcamaları arasında uyarlılık olmadığı yönünde, son derece önemli söylentiler kamuoyunda yer almaktadır.

3628 sayılı yasa gereği kamu çalışanları edindikleri mal varlıklarının haklı ve yasal olduğunu kanıtlamakla yükümlüdürler. Bu itibarla şüphelinin, gerek harcamaları gerek yaşama standardı ve gerekse edindiği mal varlığının yasa gereğince soruşturma konusu yapılması gerektiği açıktır.

Nitekim, şüpheli belediye başkanının sadece belediye başkanlığından olabilecek resmi gelirle doğru orantılı olmayan mal varlığına sahip olduğu, ayrıca ailesi ve yakınlarının da aynı şekilde mal varlığına sahip olduğu dikkat çekmektedir.

Bu itibarla, kamuoyunda oluşan ve kendisinin doğrudan karşılamakla yükümlü olduğu iddialar hakkında Sayın Savcılığı’nızca soruşturma başlatılarak, kovuşturma açılması gerekmektedir. İşbu soruşturma kapsamında şüpheli ve şüphelinin 2. dereceye kadar kan ve sıhri akrabalarının mal varlıklarının araştırılması, banka hesaplarının kontrol edilmesi gerekmektedir.

Zira bahse konu suç içeren eylemler hakkında birçok şikayet dosyası yer almasına rağmen, halen dahi hiçbir işlem yapılmayarak, yargılama hızının mutad işleyişi tümüyle göz ardı edilerek adeta görünmez bir el tarafından dosyalar beklemeye alınmaktadır. Nitekim Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/2865 no'lu soruşturma dosyası, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/4817 no'lu soruşturma dosyası, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/7435 no'lu soruşturma dosyası, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/8785 no'lu soruşturma dosyası, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/9339 no'lu soruşturma dosyası Yomra belediye başkanı hakkında yapılan suç duyuruları dosyalarıdır. Bu durum dahi işbu dilekçemizde öne sürülen hususların vahametini açıkça ortaya koymaktadır.

Açıklanan nedenlerle; şüphelinin bu eylemi başlı başına suç teşkil etmekte olup adı geçen aleyhinde Savcılığınızın nezdinde suç duyurusunda bulunma zarureti hasıl olmuştur.  

Yukarıda arz/izah edilen ve Savcılığınızca re’sen gözetilecek nedenlere istinaden; Şüpheli ve tüm ilgililer hakkında müsnet suçtan ve resen gözetilen suçlar için gerekli soruşturma yapılarak cezalandırılmaları için kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.