Trabzon iftar vakti "Söz Söylemek Sorumluluktur "

Trabzon'da Ramazan heyecanı başladı. İslam alemi gece sahura kalkıp oruca niyet ediyor. Peki Trabzon'da akşam ezanı kaçta okunacak?

Trabzon iftar vakti "Söz Söylemek Sorumluluktur "

Trabzon'da Ramazan heyecanı başladı. İslam alemi gece sahura kalkıp oruca niyet ediyor. Peki Trabzon'da akşam ezanı kaçta okunacak?

28 Nisan 2022 Perşembe 09:21
Trabzon iftar vakti "Söz Söylemek Sorumluluktur "

İmsak :03:40 - Güneş : 05:17 - Öğle : 12:24 -  İkindi: 16:13 - Akşam:19:21 - Yatsı: 20:51

Ramazan ayı boyunca siz değerli okuyucularımıza her gün bu satırlarda dini mesajlar vermeye devam edeceğiz. Bugünkü konuğumuz Trabzon İl Uzman Vaizi Mehmet Şerif Yüksel.

Kıymetli okuyucular ve vefakâr takipçilerimiz! Vahyin insanla buluştuğu, tüm insani ve İslami değerlerin düğüm noktası, şehri kıyam, siyam, itikâf, infak ve Kur’an olan mübarek Ramazan’da gelin hep beraber Kur’an ve Sünnet kılavuzluğunda bir sıdk ve sadakat yolculuğuna çıkalım. Yolumuz boyunca bizi sadakat ve doğru sözün başöğretmenine götürecek ve sözlerinin sorumluluğunu alan yıldız sahabelere uğrayalım!

Gelin takva elbisemizi giyinip sözümüzü özümüzle, özümüzü de eylemlerimizle buluşturarak sorumluluk bilinciyle hareket edelim.! Ve gelin kulluğumuzun bir gereği olarak cennet yolumuzu aydınlatan ümmetin kandilleri; İbn Abbas, İbn Mes’ud, Ebu Zer, Süfyan, Ukbe, Ebû Hüreyre…(r.anhüm)’ü ziyaret edip tanıyalım..! Zira onlar bize Peygamber efendimizin güzel ve şerefli sözlerini öğreteceklerdir.

“Söz” Peygamberin olunca ona ne diyorduk? Şerefli söz yani ‘Hadisi Şerif’. Bizi şerefe ulaştırıp şeref kazandıran, bizi şereflendiren ve şerefle tanıştıran söz. Peki, bu şerefli sözleri bize kimler ulaştırdı, isimlerini duysak acaba tanır mıyız? Ya da artık geç kalmasak da yakından tanısak mı? Bize peygamber efendimizin özlü ve eşsiz sözlerini, örnek kişiliğini, rehberlik görevini ve muazzam ahlakını aktaran o imamlar ne fedakâr ve ne cefakâr insanlar değil mi? İmam Buhari, Müslim, Ahmed, Tirmizî, Nesaî, İbn-i Mace, Ebu Davûd vd…[1]

Evet, artık yıldız sahabenin rehberliğinde sözlerimizin sorumluluğunu alma zamanı... İslam medeniyetinin yükünü omuzlayan sahabeden Ebu Musa, İbn Abbas, Hz. Ali vd. sahabeleri (r.anhüm) ziyaret edip Peygamberin doğru sözlülüğünü ve sadakatle ilgili şerefli sözlerini öğrenelim..!

1- Resûlullah (sav) “Müslüman; dilinden ve elinden (gelecek kötülükler konusunda) Müslümanların güven içinde oldukları kimsedir.”[2] Yine “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun.” [3] Buyurur. Efendimiz (sav) bununla Müslüman’a, kendisini kontrol etme yeteneği kazandırmayı istemiştir.

2- Süfyân b. Abdullah’ı Sakif kabilesi içinde ziyaret ediyoruz. Zat-i şahaneleri bir gün Peygambere giderek: “Ya Rasulullah! Bana Müslümanlığı öyle tarif et ki, onu artık başkasına sorma ihtiyacı duymayayım.” der. Peygamberimiz de ona: “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.” Buyurur. Hadis-i Şerif, adeta “Tevhid ve istikamet, işte size İslâmiyet” mesajını vermektedir.

3- Sonra çok güzel konuşan sahabeden Ukbe b. Âmir’e misafir oluyoruz. O, Resul-i Ekrem’e: “Ey Allah’ın Resulü, kurtuluşun yolu nedir?” diye sorar. Efendimiz ona özel olsa da asırlar boyunca inananların kulağında çınlayacak şu cevabı verir: “Diline sahip ol, (fitne anında) evinden çıkma… !”[4]

4- Ebu Zer (ra) da efendimizden “acı bile olsa (söylemek zoruna da gitse) doğruyu söyle” hadisini duyduğunu ve onu bizimle paylaşarak tarihi misyonunu yerine getirir.[5] Şu hâlde güzel söz, daima insanların hoşuna giden şeyleri söylemek değildir. Nitekim Peygamber (sav), “En faziletli cihad, zalim yönetici karşısında (söylenen) doğru sözdür.”[6] Buyurmaktadır.

5- Söylenen her sözün dünyada ve ahirette müspet veya menfi yansımaları olacaktır. Efendimizin şu uyarısı bu gerçeği anlatmaktadır: “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk (insanı) iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yalan (insanı) kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür…”[7]

"Söz" için nice güzel deyim, tekerleme ve atasözleri söylenir. Nice sözler vardır, insanı düşündürür, ufkunu açar, niceleri incitir ve hüzünlendirir. Söz var insana müjde, söz var kara haber olur; söz var insanı mest eder, söz var sahibini derdest eder. Bunun içindir ki “söz kılıçtan keskindir” demişler. Söz, insanın içinde iken emrindedir. Ağızdan çıkınca kurşunun namludan çıkması gibidir. Bu nedenle daima “sözünün eri” olmak lazım. İnsanı yücelten de alçaltan da ağzından çıkan sözüdür. Bu yüzden kişi söylediklerine dikkat etmeli ve her sözünü ölçüp tartarak söylemelidir. Aksi halde söylenenler ve konuşulanlar başına sorun olur..! Zira atamız Hz. Âdem’in rıza-i ilahi doğrultusunda konuşması, onun kadrini ve değerini artırırken, şeytanın isyan ve itiraz yüklü konuşması ise onu alçaltıp Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmıştır. Bundan dolayıdır ki iman edenlere doğru sözlü olmaları emredilmiştir.[8]

Hz. Ali (kv) de; “Söz ağızda iken esirindir; ağızdan çıkınca sen onun esiri olursun.”[9] Der. Tek bir sözle kırıp viraneye çevirdiğimiz ve yine tek bir sözle cennete çevirdiğimiz gönüller vardır. Dolayısıyla ağzındaki söze adres öğretemiyorsa insan susmasını bilecektir. Hani derler ya; “biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar.” Yine “Söz gümüşse sükût altındır.” Yani söz ne kadar değerli ise de sükût daha değerlidir. “Arif ol mecliste kelamı dinle! El âlem bin söylerse sen birin söyle” diyen Karacaoğlan’ın haklılığından da dersler alınmalı. Çağları delip gelen bu vb uyarılara rağmen insanlar hala dinlemekten çok konuşmayı severler.

İnsan, söylemiyle faydalı olmak istiyorsa hikmetle yani tatlı, kısa ve özlü sözlerle, anlaşılır bir üslupla, aklı ikna eden bir bilgiyle ve özden gelen sadakatiyle konuşmalı. Sözün öz, dolgun ve olgun olması kış soğuğunda güneşi yürekte hissetmeye benzer. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” atasözü de sözün zarif yönünü vurgulamak içindir. Peygamber (sav) de, Müslümanların konuşmalarında belli bir seviyenin olmasını sağlamak için “En kötü olanlarınız gevezelik edip ne söylediğine dikkat etmeden konuşanlardır.”[10] Buyurarak ümmetini uyarmıştır. Dolayısıyla konuşmalar nitelik ve nicelik açısından Kur’an ve Sünnetin verileri ve ilkelerine uyum gösterdiği oranda değer kazanacaktır.[11] İnsanlığın temel değerlerinden biri olan doğruluk; insanın içi ile dışının, özü ile sözünün bir olması, söyledikleriyle yaptıklarının birbirine uyması demektir. İnsanın söyledikleriyle yaptıklarının uyuşmaması yani niyeti başka, söylemi ve eylemi başka olan yalancı olur. Yalancılık ise, İslâm dininde şiddetle yasaklanmıştır.

Sonuç olarak; Hz. Peygamber’in sünneti ve ashabının davranışları bizlere örnek olmalıdır. Çeşitli maddî kaygı veya beklentilerle doğruluk ve dürüstlükten taviz verildiği takdirde hem sosyal ilişkilerde güvensizlik hâkim olacak hem de toplumun huzuru yara alacaktır. Ramazan ayı ve tuttuğumuz oruçlar hayatımıza çekidüzen vermemizi sağlamalıdır. Bu manada orucu sadece midemize değil elimize, belimize, dilimize ve hatta tüm organlarımıza da tutturmaya çalışarak sorumluluk bilinciyle hareket edelim. Selam ve muhabbetlerimle…

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.