Türkav: Çin ile mutlaka anlayacakları dilden konuşmalıyız

Türkav Başkanı Kenan Kuru,Tarih yapan,fakat yazamayan milletin tarihlerini yabacılar istedikleri gibi yazarlar

Türkav: Çin ile mutlaka anlayacakları dilden konuşmalıyız

Türkav Başkanı Kenan Kuru,Tarih yapan,fakat yazamayan milletin tarihlerini yabacılar istedikleri gibi yazarlar

13 Şubat 2019 Çarşamba 09:41
Türkav: Çin ile mutlaka anlayacakları dilden konuşmalıyız

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı ( TÜRKAV) : Başkanı Kenan Kuru ,Bilindiği üzere siyasi ve askeri tarihi çok parlak olan Türk Milleti, günümüzde başarısını korumak durumundadır. Yığınla problemlerin Türk dünyasının önüne çıkarılmakta olduğu görülmektedir. Dünya Uluslararası haklardan yana taraf olmak yerine, kendi bildiğince hareket etmenin hesabı içindedir. Bakın, dün üç büyük devletin yaptığı uygulamada görüldüğü üzere, ABD, Rusya ve Çin’ in nükleer deneme alanlarına bakılmalıdır. ABD Nevada çölünü, Sovyetler Semey sahasını, Çin Lob Nor bölgesini radyoaktif kirliliğe sokmuşlardır. Semey ve Lob Nor Türklerin yaşadığı alanlardır. Nevada çölünde de Kızılderililer yaşıyordu.

TÜRKAV ifade etmektedir ki, Sessiz Dünya kıskaca karşı duramamaktadır? Türk dünyasının meseleleri ile ilgilenen, ehemmiyet veren ve kamuoyuna taşıyan açıklamalara, kurumlara ihtiyaç her geçen gün daha da artmaktadır. Türk topluluklarına çok yönlü bilgi akışını sağlamak ve onları her konuda bilgilendirmek gereklidir. Dolayısıyla TÜRKAV sivil toplun anlayışıyla çalışmalarını yerine getirmenin çabası içindedir. İnsani ve milli varlıkla hakları teminat altına almanın en önemli gerçekçiliğinden biriside bilgi sahibi olmaktır. Bosna’ da, Karabağ’da, Türkistan’ in herhangi bir bölgesinde haklar ve cesetler çiğnenirken ne yapabildiysek bugün Doğu Türkistan’da çiğnenen cesetler ve yok edilen bir tarihe hiçbir şey yapamamak olmayacaktır. Bunları kim duyuracaktır? Tarih yapan Türk milletinin tarihini yazamayan tarihçilere sorumluluk düşmektedir.

ÇİN DEZENFORMASYON POLİTİKASININ İFŞASINA VESİLE OLDU.

Abdürrehim HEYİT konusu Çin’ in Dezenformasyon politikasının ifşasına vesile olmuştur. Çin Yönetiminin iki yıl önce Türkçe şiir okuduğu suçlamasıyla tutuklayıp 8 yıl hapis cezası vererek toplama kamlarından birinde tuttuğu HEYİT’ in şehit edildiğinin haberinin doğru olmadığını Çin Televizyonda 26 saniyelik canlı görüntüsüyle dünyaya duyurdu. Peki, 3 gün süreyle açıklama gereği duymayan Çin bu görüntüyle amacı nedir? Elbette değerli sanatçı HEYİT’ in yaşaması sevindiricidir. Çin Yönetiminin vefat haberine ilişkin tepkiler sürerken üç gün bekleyip gelen tepkiler üzerine bu açıklamayı yaptırması tipik bir dezenformasyondur. Çin’ in taktiğidir. Bundan sonraki amacı ve zulmü değişecek midir? Doğu Türkistan’da yapmakta olduğu asimilasyon ve zulümler sonlanacak mıdır? Çin, yapmakta olduğu asimilasyon ve zulümlere karşı dünya kamuoyunda yükselen tepkileri engellemek, haberin asılsız olduğu kanaati uyandırmak, yaptıklarını meşru göstermek istemektedir. Bunu yapmak isterken bile nasıl bir mekanizma işlettiğini itiraf etmiş olmaktadır.

Düne kadar varlığını ısrarla inkâr ettiği toplama yani esir kamplarını artık Çin Kabullenmiş durumdadır. Esir kamplarında tutulan üç milyona yakın Doğu Türkistanlıya kimliğini unutturup mankurtlaştırmak için neler yaptığını artık bütün dünya bilmektedir. Toplama kamplarına konulan ailelerin çocuklarının sahipsiz kalmalarını özellikle isteyerek çocukların Çinlileştirilmeye yönelik insanlık dışı uygulamaları, Uygurların evlerine birer Çinli erkek yerleştirerek aile mahremiyetini ortadan kaldırması, Uygur kızları Çinlilerle evlendirmeye zorlaması, ibadet yapılmasını fiilen imkânsız hale getirmesi, Kamplara üç milyona yakın insanın en azından yaşayıp, yaşamadıklarına dair bilgi bile vermekten kaçınması insanlık adına utançlıktır. Çin bütün din ve inançları Çinlileştireceğini ilan ederek bu uygulamaların ipucunu verdiği halde bu gün ortaya çıkan tablodan vicdan azabı duymamaktadır. Tarihten günümüze Çin uygulamalarında şaşırtıcı bir taraf yoktur. HEYİT üzerinden bilgi çarpıtma yapma girişimi başarısız olmuştur. Özellikle Türk Dışişlerinin bu konudaki açıklaması Çinin aslında gösterilecek tepkilere duyarsız kalamayacağını ortaya koymuştur. HEYİT konusunda Türk Kamuoyunun gösterdiği hassasiyet, verilen tepkiler son derece etkili olmuştur. Bu ilgi daha da yoğunlaştırılmalı, Doğu Türkistan’daki zulüm ve asimilasyon dünya kamuoyunun meselelerinden biri yapılmalıdır. Türkiye artık Abdürrehim HEYİT’ in durumu ile doğrudan ilgilenmeli, Türkiye’ye getirilmesi için yoğun çaba gösterilmelidir. Çin ile mutlaka anlayacakları dilden konuşmalıyız. Unutmayalım ki iki Ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde Çin bire dört oranında daha fazla kazanmaktadır. 22 milyar dolarlık ticaret hacminde Türkiye iki buçuk milyar dolar ihracat yaparken Cinden 20 milyar DOLARLIK İthalatyapıyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner15