Usta:Birbirimizi değil Trabzonspor'u yedik bitirdik

Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, başkanlık görevinde bulunduğu 2 yıl 4 ay süren başkanlık süreci hakkında açıklamalarda bulundu.

Usta:Birbirimizi değil Trabzonspor'u yedik bitirdik

Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, başkanlık görevinde bulunduğu 2 yıl 4 ay süren başkanlık süreci hakkında açıklamalarda bulundu.

25 Mart 2018 Pazar 12:53
Usta:Birbirimizi değil Trabzonspor'u yedik bitirdik

Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, bugün Medical Park Stadyumu’nda düzenlediği basın toplantısında 2 yıl 4 ay süren başkanlık sürecini ve yaşadıklarını anlattı. Usta, 8 Nisan’da yapılacak Olağanüstü Genel Kurul’da makama doymuş, etik ilkelerine bağlı, ekonomik olarak hiçbir beklentisi olmayan ve Trabzonspor için hep daha fazlasını yapabilen sağ duyulu bir yönetimin oluşmasını diledi. 
Muharrem Usta, kulübün içinde bulunduğu ekonomik tabloyu ise , “Trabzonspor olarak hiçbir şeyimiz yoktur; El Fatiha” sözleri ile özetledi. 
Konuşmasına örnek bir seçim süreci olmasını dileyerek başlayan Usta, “Temelinde kalitenin olduğu, kara propagandanın olmadığı, doğrularla şekillenen, ahlaklı, karakterli seviyeli bir süreç olsun. Büyüklük ve büyük olmak erdem gerektirir. Büyüklük ve büyüklüğe yaraşır şekilde yolculuk yapmak doğru karakter sahip olmayı gerektirir. O büyüklüğün şanına yakışır şekilde hareket edebilmek gerçekten vicdanlı olmayı gerektirir. Etik değerlerin yani ahlakın seviyenin karakterin milyonlarca gencecik evlatlarımıza örnek olmanın yaşanacağı bir süreç olmasını diliyorum. Zaten Trabzonspor camiasına yakışanın da bu olduğuna gönülden inanıyorum” açıklamasında bulundu. 

“Olağanüstü bir bilgi kirliliği var, bu toplantının milat olmasını diliyorum” 
'Makamlar, insanların statükolarını sürdürmeleri için, pozisyon almaları için, damaklarındaki tadı unutamama adına ne olursa olsun bu makamlara gelebilmek için her şeyin mübah görüldüğü bir koltuk değildir, bir yer değildir' diyen Başkan Usta, “Bu toplantıyı düzenlemekteki tek amacımız, Trabzonspor’un yarınlara daha sağlıklı, daha kaliteli, daha istisnai ve daha başarılı yürüyebilmesi için bu bilgilere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çünkü olağanüstü bilgi kirliliği içinde olduğumuzu düşünüyorum. Bizim de hatamız olmuş olabilir, belki eksik bilgiler aktarmış olabiliriz. Bunun ortadan kalkması ve doğru bilgiler üzerine yürümenin hepimizin temel ilkesi olması gerektiğine ve buradan yarınlara ışık tutması adına paylaşacağım, aktaracağım hepimizin değeri olan Trabzonspor’la ilgili notları herkesin detaylı olarak kaydetmesini rica ediyorum. Bunun tarihe bir not olarak düşülmesini istiyorum ve bir milat olmasını diliyorum” diye konuştu. 

“Nuri Albayrak yönetiminin ibra edilmemesi bir ayıptı” 
Trabzonspor eski başkanlarından Nuri Albayrak yönetiminin geçmişte ibra edilmemesine de tepki gösteren bordo-mavili kulübün başkanı, “Etik dedik, ahlak dedik Nuri Albayrak’ı ibra etmedik, bu ayıbın en kadar ağır bir ayıp olduğunu ve bu yapılanın tarihimizde nasıl bir iz bıraktığını dilerim herkes buradan bir kez daha görmüş olur da bundan sonrasına Trabzonspor’un menfaatleri adına bakabilmeyi ve kör gözleri aydınlatabilmeyi görmüş oluruz. Trabzonspor camiası adına Nuri Albayrak'a herkes için ‘lütfen kusura bakmayın; size yapılanlar hiç doğru olmadı’ diyorum ama biz bunu camia olarak yaptık” ifadelerini kullandı. 

“Kara propaganda ile borç 1.3 trilyon deniyor” 
Nuri Albayrak’ın 22 milyon Euro ile kulübü devrettiğini kaydeden Usta, “2008 yılından 2013 yılına geldiğimizde Sadri Bey’in başkanlık yaptığı dönemlerde borcumuz 75 milyon Euro. Sadri Bey’den İbrahim Hacıosmanoğlu’nun kulübü devraldığı dönemde borcumuz 75 milyon Euro’dan 156 milyon Euro’ya çıkıyor. Eğer bu yönetim felsefesi böyle devam ediyor olsaydı borç bugün 250 milyon Euro olurdu. Yani kara propaganda ile 1.3 trilyon dolanıyor ya işte bu olurdu. Aslında bunu söyleyenler bir anlamda doğru söylüyor, çünkü geriye doğru baktıklarında trend böyle gidiyor. Bugün aynı şekilde bu yönetim tarzları devam ediyor olsaydı 1.3 katrilyon borç olurdu. Bunu duydukça buna tek söyleyeceğim, ‘Yazık arkadaşlar, bu kara bilgilerle Trabzonspor’a yazık günahtır'” şeklinde konuştu. 

“Biz 156 milyon Euro ile aldığımız borcu o seviyenin altında bırakıyoruz” 
Çıkartılmaya çalışılan ancak bir türlü çıkmayan spor yasasına da atıfta bulunan Başkan Muharrem Usta, şunları söyledi: 
“Türkiye’de bir spor yasası çıkartılmaya çalışılıyor. Gelen yöneticilerin mali sorumluluğu olsun yani aldıklarının üzerinde bir borç olursa bunu ceplerinden ödesinler, bu bir türlü çıkmıyor ama. Bir daha ifade ediyorum, yönetim kurulum adına kanun çıkmak zorunda değil siz de vicdan ahlak, etik karakter, sorumluluk duygusu varsa kanunu ne yapacaksınız? Ne gerek var ki bir insanın başka bir insana kötülük yapmaması için kanun mu çıkması gerekiyor? Trabzonspor tarihinde ve belki de Türkiye tarihinde ilk kez biz 156 milyon Euro ile aldığımız borcu o seviyenin altında bırakıyoruz. Mart ayı sonu itibariyle yani kongremiz yapılacak ama şubat ayı sonu ile yapılacak, mart ayı maliyetlerini de koymak kaydıyla 150 milyon Euro ile kapatacağız yani 750 milyonlar civarında. Yazık günah değil mi, aday olmak isteyenler dahil olmak kaydıyla konuştukları şeylere bakın. İşte size Türkiye Cumhuriyeti’nin huzurunda sesleniyorum. Bu kulüp bizim. Bu yönetim kurulu böyle bir yönetim kuruludur. Trabzonspor’a zarar verecek en ufak bir şeyin içinde olmadık, olmayacağız tarihe de böyle geçecek.” 

“Aynı anda horonu beraber oynayamadık, ben küstüm” 
Usta, yola çıktığı yönetici arkadaşlarının çeşitli sebepler öne sürerek kendisini yarı yolda bıraktığına vurgu yaptı ve “Bütün başkanların hepsi bizim için saygın, içlerinde olağanüstü işler çıkaranlar da var. Geleceğe ışık tutmak için her şeyimizi belirli bir üslup içinde itinalı bir şekilde etik kurallar çerçevesinde yarınlardaki gençlerimize iyi bir Trabzonspor bırakma adına analiz etmek zorundayız. Analizleri yapmazsak bunun bedelini çok ödedik daha çok ödeyeceğiz. Şöyle bir moda olmuş ki bu Türkiye’nin her tarafında. Sonra çeşitli nedenlerle ayrıl, ‘ben yapmadım o yaptı’ Böyle bir dünya olabilir mi, bir ekip geliyor günahı sevabıyla o işi taşıyor, yükün altına girdiyse aslanlar gibi mücadelesini de verir sonuna kadar ve günahı ve sevabıyla toplumun önüne çıkar. Aynı anda horonu beraber oynayamadık, ben küstüm. Ondan sonra da hiçbir şey yokmuş gibi devam ediyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?” diyerek tepkisini dile getirdi. 

“Bizim dönemimizde yönetim kurulumuz Trabzonspor’un kasasına yaklaşık 200 milyon TL koydu” 
'Kulüpler niçin ekonomik olarak batarlar; transfer politikaları nedeniyle. Yani oyuncuların bonservis ücretleri, menajerlik ve imza ücretleri' diyerek maddeleri sıralayan Usta, konuşmasını şöyle sürdürdü: 
“Sadri Şener dönemi alınan ve satılan oyunculardan ötürü verilen açık 52 milyon 600 bin Euro. Bu dönemde ayrıca 30 milyon Euro borsada hissemiz satıldı. Şampiyonlar Ligi’nden 25 milyon Euro geldi. Alt yapıdan gelen Gökdeniz, 7-8 milyon Euro’ya satıldı. İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde 77.6 milyon Euro’dan 156 milyon Euro’ya. Süresi 2 yıl civarında olması gerek. Aradaki fark 52.5 milyon Euro. Aynı mantıkla bizim dönemimiz 156 milyon Euro’dan alıp inşallah 150 milyon Euro ile devredeceğim. Biz 25 milyon Euro açık verdik. Peki biz açık verirken niye borç artmıyor. Ya cebimizden kapatacağız ya kaynak aktaracağız ya proje geliştireceğiz. Bizim dönemimizde yönetim kurulumuz Trabzonspor’un kasasına yaklaşık 200 milyon TL koydu. Bunun önemli kısmı sponsorlukla diğeri ihtiyaçlarına istinaden çok önemli projeler yaptık. 25 milyon Euro ile ilgili şunu vadediyorum, bu açıkları ben kiminle yaptım, ilk dönem transfer komitesinin başında Nevzat Aydın vardı ona da yazdım. ‘Bunu beraber kapatacağız. Yarısı sana yarısı bana’. Küstüm gittim hadi eyvallah yok ki, öyle olduğu için eskiler oldu. Ama söylediğim ilkeler varsa herkes üstlenecek. Çünkü kulüpler bizlerin oraya gelip koca camiaları ekonomik olarak çökertme yerleri değil. Artık ben ayrıldım, kalanlar düşünsün yeri hiç değil. Ben sorumluluk sahibi olan her bir arkadaşımızın bizim dönemimizle ilgili yapması gerekenleri olduğunu düşünüyorum. Ama baş sorumlu, net söylüyorum orada görmüş olduğunuz tarihimizde ilk defa 2000 yıllarından sonrası için söylüyorum, Türkiye’de belki ilk defa borçluluk seviyesindeki önceki döneme göre daha düşük seviyeye getirip bırakma ilkine sahip bir yönetimiz.” 

“Bizim Trabzonspor kulübü olarak neyimiz var?” 
Nisan ayının 8’inde kongre yapılacağını hatırlatan Usta, “Kongreye gidilerken borç şubat ayı borçlarıdır. 397 milyon bize resmen tebliğ edilen bir borç vardı kongrede. Arada bizim göreve geldiğimiz zaman ki 1,5 aylık borçla birlikte 505 milyon. Arada 45 günlük yapılandırması bozulmuş borçlar var, kalan futbolcu alacakları var, o ayın maaşları ve benzeri borçlar. Bir de Opet diye de bir davamız var. Opet’ten para alınmış, benzin istasyonu kapanmış. Ama bize belirtilen listede bu borç yok burada. Fakat bizim size sunduğumuz listede bu var. 15 milyon Dolar borç var. Gelecek yönetime bilgi vermiyorum. Bunun kötü niyetle olduğunu söylemiyorum. Biz burayı 158 milyon Euro borçla teslim aldık. Peki bizim Trabzonspor Kulübü olarak neyimiz var; borsada Trabzonspor’un hisseleri var. Bu hisselerden bir lot bir santim satacak hissesi yoktur Trabzonspor’un. Atay Aktuğ döneminde 19 milyon Euro'luk hisse satıldı, Sadri Şener döneminde 31 milyon 261 bin Euro ve İbrahim Hacısomanloğlu döneminde önce kalan hisseler satıldı, sonra sermaye artırımı yapılarak onlar da satıldı 16 milyon 921 bin Euro. Trabzonspor’un yüzde 51 hissesi kendisine aittir, yüzde 49’unu satabilir. Yüzde 49 hissesi satılmıştır, hiçbir şeyimiz yoktur. El Fatiha” ifadelerini kullandı. 

“Birbirimiz değil Trabzonspor’u yedik bitirdik” 
Şu anda ligde 5. sırada olduklarını hatırlatan Muharrem Usta, “Bu sene bizim iddialı olmamız gereken bir yıldı, çünkü biz iddialı olmayı unutmuştuk. Trabzonspor şampiyonluktan söz etmekten çekinir, şampiyonluk hayal. Hayalini bile kursanız niye böyle yapıyorsunuz denilecek kadar içimize kapanmış tuhaf bir haldeydik. Bizim bu sene gerçekten teknik direktörlük bazında da sene başındaki tablomuz biliyorsunuz, yaşadığımız inanılmaz şanssızlıklar dahil olmak kaydıyla 6 yada 8 puanımız olsa farklı yerde olurduk. Camia olarak içimizdeki kavgalara bakalım, o kavgaların yüzde 50’si olmasa biz şu anda 50-55 puandaydık. Birbirimizi yedik bitirdik ama aslında Trabzonspor’u yedik bitirdik. Biz bir Malatya gecesi yaşadık. Ağır bir fırtınaya yakalandık. Teknemiz batıyor, kötü durumdayız, kurtulmaya çalışıyoruz. Adeta bir darbe gibi deklarasyonla yandaki filikaya birkaç kişi atlıyor, çekip gidiyor. Ne oldu, biz de vardık orada, bizi de kurtarın. İyi bir yere gidiyorsanız. Ne oldu o gece, cenaze orada, ölüyoruz, batıyoruz. Önceden hazırlanmış bir deklarasyon metni. Maçtan yarım saat sonra tüm televizyon ekranlarında. Yani filikaya atlayacaksanız güneşli bir günde atlayın. Bize de deyin ki; çok teşekkür ederiz, Allahaısmarladık. Karadeniz’in azgın sularının Trabzonspor’u paramparça ettiği bir gecede bu girişim nedir? Aslında o girişim yönetime yapılan bir şey değildi, o Trabzonspor’a yapılan bir şeydi. Rezillik, ne olacaksa olsun, biz ayrıldık, kurtulduk. Bunlar da rezil olsun, çok basit, sıradan bir mantık” dedi. 

“Allah’ın terazisi var paramparça olursunuz orada” 
Malatya gecesinde yaşananları tekrar hatırlatan Usta “Benim iki arkadaşıma hepinizin tanıdığı kişiler gelip, ‘Bu sayı yetmedi yönetimi düşürmeye. Trabzonspor’dan alacaklarınıza biz kefiliz, ayrılın, yönetimi düşürün’ diyerek bu girişim böyle arkadan devam etti. Bu bize karşı bir şey değildi, paramparça bir Trabzonspor içindi. Neden biliyor musunuz? 2.5 sene önce biz kümeye gidiyorduk arkadaşlar. 2000 yılında Trabzonspor kümeye gidiyordu hatırlayın o Samsun maçını. Size yemin ediyorum, biz 2.5 sene önce geldiğimizde ondan daha kötü bir durumdaydık. Aynı şu 13. sıraları yaşıyorduk. Geldiğimizde 15 günde 50 milyon TL para lazım. Zar zor bulduk, takım parçalanıyor. 15 gün sonra şahsi imzayla bir 50 milyon daha bulup zar zor bir Mersin ve Sivas maçıyla kümede kaldık, zor kurtulduk. Oynadığımız takımlar da kümeye gitmemek için oynuyorlardı. Ben çok iyi hatırlıyorum, insanlar gözyaşı döküyordu. O Malatya gecesinin operasyonu başarılı olsaydı aynısını yaşayacaktı bu kulüp. O günden bugüne kasaya 99 milyon para girdi arkadaşlar. Hiçbir yerden bir lira kasaya girmezken, 100 milyona bu kulübün o günden bugüne ihtiyacı vardı. O gün yönetim dağılsaydı şu Trabzonspor ne olurdu, nasıl böyle bir şey olabilir, insanın aklı almıyor. Bunu yapanlar dün bir beyanat vermiş, ‘Muharrem Usta ile İbirahim Hacıosmanoğlu gibi adamlar’ diye, Allah’ın terazisi var paramparça olursunuz orada. Siz adalet terazisinde perişan olursunuz. Bu kulübe zarar verecek her şeyin Muharrem Usta ve yönetimi olarak sonuna kadar karşısında aslanlar gibi dururuz. Muharrem Usta ve İbrahim Hacıosmanoğlu tabirini kullananlar kendine dönüp bakacak. Yönetim kurulu 200 milyon para bulurken, ne katkı verdiniz de bunu konuşma hakkını kendinizde gördünüz, ne yaptınız. Bu kulübe kimse zarar vermeyecek, hepsinin camia olarak karşısında olmamız lazım. Öyle yok arkadaşlar. Eğer bu iş ihtirasla, kavga ve gürültüyle bu koltuğun tadı muhteşemmiş diye yola çıkılacaksa bu kulüpte herkes karşısında durur, yok öyle bir şey” diyerek tepkisini sürdürdü. 

“Şok geçirdim” 
Trabzonspor’un şehirdeki küçük gayrimenkulleri hariç tek varlığının Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri olduğuna dikkat çeken Başkan Usta “Önemli olan tek gayrimenkulüdür. Biz de yönetime geldiğimizde Kartal ve Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri. Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri orada, biz oraya hiç dokunmadık. Dokunulmasını da bilmiyorum, o camianın kararıdır. Tek mülkümüz burasıdır. Kartal, bizim arazimi değil. Orası devletin yeri, kiralık. Opet’e olan borcumuz vardı ya. Benzin istasyonu kapanmış, parası gitmiş, Opet’e de milyonlarca dolarlık borç kalmış. Biz ne yaptık. Biz önce burayı Milli Emlak’tan 33 milyon TL'ye satın aldık. Opet ile 25 milyon Dolar'a anlaştık. Alacağımız vereceğimizi kapattık. Bir de ne göreyim. Bir grup eski yönetici İstanbul’daki Tapu Müdürlüğü’ne gittiler, ‘Muharrem Usta burada bu işi nasıl yaptı, burada yasaları deldi’ diye. Oradan birileri arıyor diyor ki, 'Burada şu isimler var ne yapalım’ diyorlar. Ben şok geçirdim. Arkadaşlar yasa dışı iş yapacak kadar bu ülkede kapalı kapılar arkasında yaşayan biri değiliz ki biz. Devlete, Maliye Bakanlığı’na dilekçe verdik. Burayı ey devlet, 2,5 dönümlük yeri bize satar mısın? O dedi, ‘satarım’. Biz de satın aldık tuttuk, Opet’e verdik” dedi. 

Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, Türkiye’de 4 büyük kulübün borcunun eski para ile 6-7 katrilyonu bulduğunu belirterek, “Şimdi ben buradan devlete de sesleniyorum. Sakın ha kulüplere yardım, borçlarını kapama asla böyle bir şey yapılmamalı. Bir kulüp başkanı olarak bunları söylüyorum” dedi. 
Trabzonspor Kulübü Başkanı Muharrem Usta, görevde bulunduğu süre ile ilgili açıklamalarda bulundu. Başlarına gelen durumların Türkiye’de her kulüpte yaşandığını kaydeden Usta, “Bunlar Usta ve yönetimine zarar vermek için değil ki, bizde şöyle bir alışkanlık olmuş, gitsinler, bu her yerde böyle. Fenerbahçe’de, Galatasaray’da, Beşiktaş’ta da bu böyle. Ahlak, erdem, etik, kural önemi yok, gitsinler ya. Kulübünüz için iyi bir iş yapıyorsanız teşekkür beklerken ‘Gitsinler’ “ diye konuştu. 
Trabzonspor'un ekonomisi ile ilgili rakamlar veren Usta, "Trabzonspor’un yıllık bankaya olan ana para borçlarının yıllık gelir ödemesi yaklaşık 95 milyon. Bu ne demek biliyor musunuz? Trabzonspor’un naklen yayın gelirleri, loca gelirleri, seyirci gelirleri, kazandığı maç gelirleri. Yani kasamızda bir lira yok. Bütün bu paralar, size söylediğim borçlara gidecek. Biz böyle bir kulübü devraldık. Bütün paralar bankaya gidiyor, Trabzonspor’un yıllık gideri 210 milyon. Takımınız iddialı olur, personel dahil hepsi. Takımınız iddialı değilse 170 milyon olur, mütevazı bir takım kuracağım derseniz 160 milyon bulacaksınız her sene. Biz 50. yılımızda girdik bu horona, parayı da bulduk. Bu kadar. Başkaları da girecek 150 milyona girecek bulacaklar ama neden yok, bütün gelirlerin temlikli yok. 10 bin lira bile kasaya 3 bin lira, 5 bin lira yok. Kulübümü bu. Bize senede 300 milyon lazım. 2 yıl 4 ayda kulübün kasasına 725 milyon para girdiğini ve bunu 4 yıla bölün yılda yaklaşık 300 milyon. Biz şunu yaptık. Aşağı yukarı 300 milyon gider var, 300 milyon da gelir var. Bunu yapmasaydınız borcunuz 250 milyon Euro’ydu. Bizim kulübümüzün ekonomisi budur. Eğer biz önceki yönetimler gibi trendi arttırsaydık şu anda burada başka bir şey görüyor olurduk. İflah olmaz ger dönülmez bir noktada olurduk” bilgisini paylaştı. 

“Yıllar sonra Milli Takım’a en fazla oyuncu gönderen takım olduk” 
Trabzonspor’da göreve geldiklerinde Okay Yokuşlu, Abdülkadir Ömür, Yusuf Yazıcı ve Onazi’yi toplam 40 milyon Euro’ya satabilecekleri halde satmadıklarını belirten Usta, “Ama satmadık, satmayacağız. Gelen ne yapar, biz kalırsak ne olur ama biz yapmayacağız. Bugün yıllar sonra Trabzonspor Türkiye’de en fazla milli takıma oyuncu gönderen takımdır. Yıllar sonra ligde en fazla yerli oyuncuyla oynayan takımdır” diye konuştu. 

“Kulübe hiç yük olmadık” 
Yönetim Kurulu olarak kulübe hiçbir maddi yük oluşturmadıklarını aksine yapılan harcamaları hep ceplerinden karşıladıklarını ifade eden Usta, geçmişte kulüp bünyesinde görev yapan saymanların ceplerinde kulübe ait 100 bin Dolarlık kredi kartları ile dolaştığına dikkat çekti. Usta, “Benim hiçbir üyem ne ulaşım olarak ne yemek olarak ne de federasyondan aldığı cezalarda hiçbir zaman bir lira kulübe yük olmamıştır. Eğer benim bilmediğim varsa onları da söz veriyorum halledeceğim. Sayman adına, bilmem kim adına kredi kartı vardı. Limitleri 100 bin dolarlık kredi kartı. Benim hiç hayatımda bu kadar limitli bir kredi kartım olmadı. Bu kulüp bu hale öyle basit gelmedi. Bu kartla dünyanın dört bir yanına gidiyorsunuz, bu kartla ödüyorsunuz. Bu kulüp bu hale kolay gelmedi. Buraya mantık olarak bir yerlerden geldik biz. Mantık oturursun gerekirse cebinde kredi kartın olur. Trabzonspor için harcarsın, git kendi cebinden harca. Siz almaya mı geldiniz buraya ya. Gidin biraz versenize ya. İş adamı olduk hep beraber. Oradan paralar geliyor, büyük işler yapılıyor, dolaşılıyor. Ben geçtiğimiz günlerde bir şey demiştim hatırlıyor musunuz. Biz burayı aldığımızdan daha büyük bir borçtan bırakmayacağız. Kıyamet koptu. Ben başkan olduğum günden beri bunu söylüyorum” ifadelerini kullandı. 

“Siyaset niye kulüplerin işini hallediyor?” 
“Türkiye’de kulüplerin bir sorunu var. 4 büyük kulübün borcu eski para ile 6-7 katrilyon” diyen Usta, “Şimdi ben buradan devlete de sesleniyorum. Sakın ha kulüplere yardım, borçlarını kapama asla böyle bir şey yapılmamalı. Bir kulüp başkanı olarak bunları söylüyorum. Bu kulüpleri kim bu hale getirdiyse onlar çözer onların hepsi iş adamı oldu, zaten iş adamıydılar. Askeri ücretlinin biz sigorta primini konuşacağız kulüpleri bu hale getireceğiz hep beraber. Devlete gidip yalvaracağız, siyasete. Her gün kapıdayız. Siyaset ne olur bizim işimizi hallet. Siyaset niye kulüplerin işini hallediyor, bu hale getirenler bu camialar. Trabzonspor camiası 150 milyonu kapatamaz mı, kapatır. Fenerbahçe, Galatasaray kapatamaz mı ? kapatır. Nasıl o hale getirdilerse herkes sorumluluğunu alır, kapatır. O zaman da bize bir şey düşüyor. Hiçbir şartımız yok biz kendi de dönemimizi kapatacağız, isteyen ne yaparsa yapsın” açıklamasını yaptı. 

“Bu yönetimin yıkılması ile ilgili neler yapılmadı” 
Yönetimlerinin yıkılması için türlü senaryolar uygulandığını belirten Usta, konuşmasını şöyle sürdürdü: 
“Bir kara propaganda, yönetimin yıkılması ile ilgili neler yapılmadı. Malatya’da biz fırtınanın içinde darbe yedik. 3-5 gün sonra divan başkanı bize 2. bir darbe tehdidinde bulundu ya. ‘Sayınız yetmiyor, yetiyor. Yakarım, el koyarım Trabzonspor’a duramazsınız burada. Yıkılsın, daha sonra ben Trabzonspor’un akil insanlarını yönetim kuruluna davet ettim. O toplantıdan sonra kongre kararı almamız gerektiğini ben yüzde yüz gördüm. Ama orada sordum yarın ne olacak? Şuradaki bütün bu tabloların ortaya çıkmasındaki değerli ağabeylerimiz oturmuş hadi ne yapalım nasıl çözeceğiz filan. Bu kadar Trabzonspor’u bu kadar düşünüyorsak oradaki Muharrem Usta yönetimini filan kim olursa olsun yönetirken onlara destek olalım hep beraber. Hayır önce yıkılsın.” 

“Ey gencecik nesiller sizlerden abiniz olarak rica ediyorum” 
Muharrem Usta, makamlarının kamu menfaati için kullanılması gerektiğine vurgu yaparak, "Bu makamlar kamu menfaati için kullanılması gereken makamlardır. Kimsenin babasının malı da özel şirketi de değildir. Bu makamlara oturanlar milyonlarca insana karşı sosyal sorumluluk sahibi olarak oturuyorlar. Futbol camiamızın içinde haysiyet cellatları var. Bunların özelliği şu; vakti zamanında bir şekilde bu koltuklardan bir tat almışlar. Bu tat geçmiyor, 20 yıl geçiyor Fenerbahçe yöneticisi olarak gidiyor devletin kapısını açıyor. 30 yıl geçiyor ‘x’ kulübün asbaşkanı diye devam ediyor. Bu nasıl bir tattır bu nasıl bir şeydir. Ne olursa olsun o makam mevkiler yakalanması gereken yerler konumunda. Bu haysiyet cellatları tüm Türkiye’de şunu yapıyorlar. Cephanelikteki silahları gencecik lise talebelerinin eline verip ‘hadi bunlara sövün’ diyorlar. Ben çok dayandım dayandım ama en sonunda mahkemeye verme kararı aldım. Mahkemeye verdiğinizde cezaya muhatap oluyorlar ve uzlaştırma komisyonları var biliyorsunuz. Bu küfreden çocuklarımızın aileleri dilekçelerinde ‘Lütfen affeder misiniz?' diyorlar. Tabi ki affederiz, bu çocukların suçu yok ki. Bunların eline silahı vermişler terör örgütleri gibi ‘Sövün sayın hakaret edin’ diyorlar. Bütün gençlere sesleniyorum. Ne olur gençler, bu elinize silah tutuşturulan çocukları örnek almayın, siz akıllı olun. Onların arkasındaki haysiyet cellatlarını görün. Görün ki 18 yaşınızda hayatınızı karartmayın. Eğitimin değerini anlayın, başkanları sorgulayabilir. Ey gencecik nesiller sizlerden ağabeyiniz olarak rica ediyorum. Tuzağa düşmeyin. Tuzağa düşmek bir silahlı örgütte tuzağa düşmekten daha kötüdür. Çünkü onlar eğitimden küfürün daha değerli olduğunu düşünüyorlar. Bu bir virüs gibi yayılıyor. Bunu arkalarındaki haysiyet cellatları yapıyor. Görelim o haysiyet cellatlarını. Tüm kulüplerde var, yazıklar olsun onlara” diyerek statlardaki küfre dikkat çekti. 

“5 tane takım şampiyonluk parolası ile yola çıkıyor ama Trabzon’da yasak” 
Usta, 50. yılda Trabzonspor’un şampiyonluk hedefinin kriminal olay olduğunu ifade ederek, "Elbette olacaktı, ‘Trabzonspor nasıl şampiyonluğa oynar’ Oynar kardeşim oynar. Bu sene de oynadı, çok çeşitli nedenlerle elimizden gitmiş olabilir ama iyi bir takım var, aynen devam edersin üzerine koyarsın. 5 tane takım şampiyonluk parolası ile yola çıkıyor ama Trabzon’da yasak. Yasak hemşehrim yasak. Ya da söz verdin niye yapmadın. Bu bir iddiadır, yapabilirsin, yapamazsın. Bu sene olmaz öbür sene olur. Trabzonspor’un bunu yapması lazım” dedi. 

“Kulübe 200 milyon TL veren bir yöneticinin menajerlerle ne işi olur?” 
Menajerler olayına da değinen Usta, “En büyük kara propaganda buradan yürüdü. Kulüp adına üretilen sahte evraklarla. Bu sahte evrak üzerinden bir fırtına koparılıyor. Öyle bir kara propagandaki, haysiyet cellatlığı ne ki adı yok tanımı yok. Bir yönetim kurulu düşünün kulübe 200 milyon TL veren bir yöneticinin menajerlerle ne işi olur. Ben bunu Trabzonspor basketbolda da aynı şeyleri yaşadık. O zaman de dediler, menajerlere para yediriyorlar. Ahlaksızlık, inşaat sektöründe, tıp sektöründe, gazetecilerde ne kadarsa menajerlerde de o kadardır. Bir Türkiye gerçeği bu. Asıl olan şu karşınızda kim olursa olsun siz kendinize güveniyor musunuz, adam mısınız ? Adamsanız karşınızdaki sahtekarsa önemli değil. Sen adam mısın sen ona bak. Adamsan hiçbir çekincen olmaz. Bu dünyanın her tarafında bu böyle. Sen kendinden emin misin? Trabzonspor tarihinde bir yönetim ilk defa katkı sunacak bu kadar kulübüne ve bu yöneticilere sen menajerler üzerinden laf diyeceksin” ifadelerini kullandı. 
Usta, kulübe göreve geldiği günden beri hiçbir akraba veya dostunu işe almadığını belirterek, “Göreve geldiğimden beri ne bir akrabam, ne eşim dostum, ne kırkıncı göbekten kimseyi işe koymadım. 247 çalışan vardı, 242 çalışan var şu anda. İçeride gördüğüm şeyler var canımı çok yakıyor ama bunları ne sizle paylaşacağım ne konuşacağım. İçimi yakması önemli değil aslında bu durum Trabzonspor’u yakıp tüketiyor” dedi. 

“Trabzonspor’a bir tüzük lazım” 
Tüzük değişikliği önerisi ile ilgili de konuşan Usta, “Trabzonspor’a bir tüzük lazım. Asbaşkanımız ve onun önderliğindeki bir ekiple beraber divan kuruluyla tüzük değişikliği yapılsın diye çalıştık ve 68 maddede uzlaşıldı. Benim şöyle bir teklifim vardı, yönetici sorumluluğunu tüzüğe koyalım, kongre mayıs ayında yapılsın diye bir önerim oldu. Bunu yönetim kurulu odasında davet ettiğim önemli kişilere de söyledim. ‘Hayır doğru zaman aralıktır’ dediler. Devre arası kongre bir kulübe verilebilecek en büyük zarardır. Niye nisan ayında kongreye gidiyorsunuz. O stadın kapısına o bahsettiğim gencecik gençleri örgütleyip bırakın gidin diyenler mayısta zaten yapmamız gerekiyordu. İki ay daha erken yapalım da kim gelecekse, biz yada başkası, sene sonuna kadar takımı güçlendirip devam mı edecek ? Bu takımdan Anadolu takımımı çıkartacak ? Maliyeti yüksek oyuncuları mı gönderecek ? Hocasını kim yapacak ? Nisandan mayısa kadar onu tanısın kararlarını sağlıklı versinler. Bugün de gelse mayısta da gelse bizim gibi cebinde 100 milyonla gelecek. O para lazım. İki aya kadar tedarik edelim diye uğraşılacaksa yapacak bir şey yok. Haliyle kongre bir an önce olsun bu işler durulsun herkes önüne baksın” diye konuştu. 

“Şike mücadelesini yürüten avukatlar darmadağındı" 
Şike süreci ile ilgili yaşadıklarını da aktaran Başkan Usta, "Biz kulübe geldiğimizde o dönem CAS’a gidilsin gidilmesin tartışmaları vardı. Ben önce tabloya baktım, avukatlar dağılmıştı. Şike mücadelesini yürüten avukatlar darmadağındı. Önce dedim ki avukatları bir araya toplayayım. Bir araya gelmiyorlar. CAS’a gidecek miyiz ? Ne diyorsunuz imza atacak mısınız ? dediler, O ne demek dedim, o görevlendirdiğim avukatlarla görüşebilirsiniz, yetki sizde yarın sabah başlayabilirsiniz dedim ve ertesi günü CAS’a başladık ve yönetimimle birlikte böyle bir şey kulüp tarihinde ilk defa olmuştur. Biz duruşmadaydık. Bizim kulübümüzde bir avukatımız vardı. Anıl hanım bütün camia bana baskı yapıyor. ‘Şikeci Zafer Önder İpek’in avukatı burada ne işi var?’ Bu kulüpte canımı yakan şeyler var dedim ya sabrettin sabrettim müzeye haciz gidene kadar. Başkanlığımız döneminde müzeye haciz gitti. Çok üzgünüm orada görevlendirdiğimiz Anıl hanım. Ankara’da Trabzon günlerindeyiz, bana gazeteciler ‘Başkanım Trabzon’da müzeye haciz gitmiş’ dediler. Ne hacizi hemen Anıl hanımı aradım. Anıl müzeye haciz gitmiş, ‘Başkanım vallahi öyle bir şey yok. Avukatlar dün buradaydı, aldım yemeğe götürdüm onları’ dedi. Biraz sonra bakıp döndü ‘Başkanım gitmiş’ dedi. Aferin dedim, önce yemeğe götürdün, beraber yemek yediniz sonra müzeye hacze gittiler öyle mi dedim. O müzedeki görevli hadi be siz kimsiniz. Hayda orada da bilmem kimin bilmem kimi var. O da çıtını çıkarmamış. Her gün hastası için Ahmet Çubukçu’yu arayan arkadaş o iş için aramıyor. Atın bunları dedim. Anıl’ı atamadık biz, o çocuk kimse atamadık onu kulüpten. O Anıl kulübe iade davası açtı ve kazandı davayı. Benim Mehmet Yiğit Alp’im ve Nevzat Aydınım desin anında gider anında davasını geri çekerdi. 2010-2011’de biz bir şike davası ile karşı karşıya kaldık. Bu yönetimden benim başkan yardımcım Nevzat Aydın vardı yeni yönetimde. Bundan en çok canı yanan Nevzat Aydın’dan şunu beklerdim o dönem bize bu emanet demesini beklerdim" değerlendirmesinde bulundu. 
Usta, günahı ve sevabıyla bir yönetim kurulu olarak 2 yıl 4 ay geçirdiklerini belirterek, “Buradan geleceğe daha sağlıklı yürüyebilmek adına Trabzonspor’da iyi işler çıkarmak için o grafiğin geri dönmesine katkı sağlayacak, makama doymuş, pozisyona doymuş, etik ilkelerine bağlı, bakışı, duruşu sağlıklı ekonomik olarak hiçbir beklentisi olmayan ve Trabzonspor’a daha fazlasını yapabilen sağduyulu bir yönetimin devam etmesini oluşmasını diliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.