Trabzon'un tarihi 11 bin yıllıkmış!

KTÜ Arkeoloji Bölümü bölgenin tarihine ışık tutacak çalışmalara imza attı. Şehrin geçmişi ile ilgili çok önemli bilgilere ulaşıldı

Trabzon'un tarihi 11 bin yıllıkmış!

KTÜ Arkeoloji Bölümü bölgenin tarihine ışık tutacak çalışmalara imza attı. Şehrin geçmişi ile ilgili çok önemli bilgilere ulaşıldı

09 Mart 2021 Salı 13:59
Trabzon'un tarihi 11 bin yıllıkmış!

SONNOKTA SELAHATTİN ÖZCAN - KTÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Öğretim Üyelerinden Dr. Hülya Çalışkan Akgül ve Doç. Dr. Serkan Demirel gerçekleştirdikleri yüzey araştırmaları ve Trabzon’un tarihine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Akgül: “Yüzey araştırması biz arkeologların herhangi bir bölgede doğrudan kazı çalışmasına başlamadan önce arazideki taşınabilir ya da taşınmaz kültürel varlıkları belgeleyebilmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz çalışmadır. Alanda gezmeye başlarız ve bölgede neyin olup olmadığını belgelemeye başlarız. Böylece bölgede hangi tarih ya da tarih öncesi dönemleri tespit edebileceğimizin ön verilerini elde ederiz.”

TRABZON ELE ALINMAMIŞTI
“Trabzon bölgesi bu anlamda şimdiye kadar pek ele alınmamış bir bölgeydi. Üniversitemizde Arkeoloji Bölümü’nün kurulması ile Trabzon’un da bu yönden belgelenmesine başlamış olduk. Arkeoloji Bölümü çatısı altında yüzey araştırmasını kurguladık. Bu çalışmalar çok önemli. İlk verilerin elde edildiği bir çalışma yöntemi ve diğer çalışmaların ön basamağı niteliğinde olduğunu da söyleyebiliriz. Buradaki çalışmalarımıza 2018 yılında başladık. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden aldığımız resmi izinle önce Trabzon merkez ile Maçka bölgelerinde araziye çıktık, inceleme yapmaya başladık. Bizim için ilk sene çok zorlu oldu. 2019 yılında çalışmalarımıza devam ettik, 2020 yılında ise pandemi nedeni ile ara verdik, 2021’de tekrar çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

KARAR VERDİK ARAZİYE ÇIKTIK
“Anadolu’nun diğer bölgelerine baktığımızda birçok medeniyetten ve uygarlıktan söz etmek mümkün. Hititlerden, Urartulardan ya da daha öncekilerden. Trabzon konumu gereği Kafkasya ve Anadolu arasında bulunuyor ve sanki bu iletişimden, bu etkileşimden dolayı tarihin hiçbir sayfasında yer alamamış gibi gözüküyordu. Neden bu boşluğun olduğunu açıklayabilmek amacıyla araziye çıkılması ve verilerin toplanması gerektiğine karar verdik. Çok güzel bir ekip oluşturduk ve araziye çıktık. KTÜ’nün yanı sıra ekibimizde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden hocalarımız da var. Bunun dışında Ankara Üniversitesi’nden yine coğrafyacı bir başka hocamız da ekibimizde. Karşımıza çıkan klasik dönemi tanımlayabilmek için Sinop Üniversitesi’nden Dr. Gülseren Kan Şahin hocamız da klasik arkeoloji alanında bize yardımcı ve destek oluyor. Artvin Çoruh Üniversitesi’nden Harita Mühendisi uzman hocalarımız ile de ortak proje olarak bu çalışmayı yürütüyoruz.”

iNSAN YOKSA KULANILMAZ
“Şimdiye kadar Trabzon Merkez, Maçka ve Düzköy ilçesini inceledik. 2018 yılında Ortahisar Belediyesi’nin yapmış olduğu inşaat çalışması vardı, o inşaat alanını da inceledik. Oradaki kesitleri ve çıkan seramik parçalarını da incelemeden geçirdik. Aynı zamanda Zağnos Vadisi’nde de surun dibinde bazı seramik parçaları bulduk, bunlar simsiyah renkli, parlak, oldukça iyi işçilik gösteren seramik parçalarıydı. Şimdiye kadar Trabzon’da tespit edilmiş en erken seramik parçası tarihini verdi bize bu çalışma. Şehir merkezi söz konusu olduğunda ulaşabildiğimiz en erken tarih milattan önce 4'üncü yüzyıl idi ama onun daha öncesine ulaşmak mümkün. Şimdi de Pazarkapı örneği önümüzde. Sur dibinde yapılan kazı çalışması bir fırsat. 2018 yılında şehir merkezinde dolaşırken yine Roma Dönemi’ne tarihlenebilecek, ardından Doğu Roma Dönemi’ne tarihlenebilecek pek çok seramik parçası tespit ettik. Geçmişte insanların kullandığı en çok buluntu türlerinden bir tanesiydi ve arkeologların çalışma sırasında en çok saptadığı buluntu türlerinden bir tanesi. Bunlar bize tarihlendirme açısından ilk yardımcı olan parçalardır. Eğer o alanda insan yoksa herhangi bir coğrafyada bunları da kullanmaz, bunların olması bir insanın varlığını gösterir.”


“Daha sonra Maçka bölgesine geçtik. Maçka incelemeye ilk başladığımız yerlerden biriydi. Çünkü sahil bölgesi ile iç bölgeler arasındaki iletişim halen ana güzergah olarak Maçka’dan geçiyor. Bu nedenle çok önemliydi. Dolayısıyla Maçka’da vadileri ve vadileri arasında kalan sırtları inceledik. Trabzon bölgesi için dört bin yıllık tarihten bahsederken daha erken dönemlerden söz edilmeye başlandı. Horhor sırtı olarak isimlendirdiğimiz bir sırt üzerinde yoğunlaştık. Horhor sırtı, Galyan Vadisi ile Meryem Ana Vadisi arasında kalan bir sırt. Trabzon Pilav Dağı’nın olduğu bir yer ve Maçka Esiroğlu’ndan başlayan bu sırt İskopel Yaylası’na kadar devam eder. Orada sırt boyunca devam eden uzun yaklaşık 2-3 metre genişliğinde 98 metre uzunluğunda çevre duvarı niteliğinde güçlü bir duvar bulduk. Biz diyoruz ki muhtemelen bu sırt üzerinde bulduğumuz duvar bu antik kaynaklarda bulunan yerel halklarla ilişkili bir kalıntı olabilir. Dolayısıyla sahil bölgesinde bir Trapezus kentinden bahsetmek mümkün iken iç kesimlerde bu bölgenin yerel halkı diyebileceğimiz topluluklara ait buluntular ortaya çıkmaya başladı. Bu buluntular Trapezus ile de çok alakalı bir durum bu yerel halklar ne kadar erkene tarihlendirilebiliyor Trabzon bölgesinde. Trapezus kenti bir koloni kenti miydi konusunu tartışmaya açacak artık bu buluntular.”

HAFiYE GiBi ÇALIŞTIK
“Maçka’nın Yazlık Köyü’nün üst taraflarında ormanlık üzerinde 1960 yılında bir patika yol açıldı ve bu yolu açma çalışmaları sırasında bir grup mızrak ucunun bulunduğu bilgisini aldık. Daha sonra da bu mızrak uçlarını bulabilir miyiz diye peşine düştük, hafiye gibi çalıştık. Bu bir grup denilen mızrak uçlarının kaç adet parçadan oluştuğunu bilmiyoruz ve hepsinin birbiri ile aynı özellikleri gösterip göstermediğini bilmiyoruz ama bir tanesine ulaştık. Bir tanesine ulaştıktan sonra biraz beklemek zorunda kaldık ama parça iyi bir durumdaydı. Bu 1960’larda bulunmuş, 1980’lerde Bakırcılar Çarsısı’nda yerel bir koleksiyonel tarafından satın alınmış. Bizim araştırmaya başladığımızı duyduktan sonra kendisi bize getirdi. Baktık ki bu parça Trabzon’da ilk defa çıkıyor. 2020 yılında Boztepe bölgesinde büyük bir inşaat çalışması sırasında ortaya çıkan ve bize getirilen parçanın kardeşi niteliğinde ikinci mızrak ucu daha ortaya çıktığını gördük. Daha sonra bunların müzeye bağışlanmasını sağladık. Milattan önce 4'üncü bin yılsonu ve 3'üncü bin yılbaşı dediğimiz tarihe denk geliyordu bu mızrak uçları. Bu tarihlerde Anadolu’da ne oluyor konusunda bu çok önemli bir tarihi süreçti.”

TAŞ ALETLER
“Her ne olursa olsun Milattan önce 4'üncü bin yıl sonunda artık Trabzon olaya dahil oldu bu mızrak uçlarıyla. Bunun dışında 2019 yılı çalışmalarında önemli değerlere ulaştık. Düzköy Vadisi’nin güney bölümünde çeşitli mağaraları inceledik. Çok daha erken dönemdeki insan faaliyetlerini tanımlayabilmek için Düzköy’de Koskarlı Mağarası dediğimiz bir mağara var. Orada çeşitli taş aletler tespit ettik. Bu taş aletler çakmak taşı ve obsidyenden yapılmış taş aletler. Obsidyen bu bölgede olmayan bir malzeme, yani dışarıdan gelmiş. İlk defa insan eliyle işlenmiş örneklere rastladık bu bölgede ve mağaranın içerisine girmeye başladıktan itibaren yer taş aletlerle doluydu. Bazılarını hemen orada inceledik, bazılarını da yanımıza aldık. Analizleri Kanada’da yaptırıyoruz. O parçalar şuan Kanada’da. Analizin ön sonuçları geldi ve yine Trabzon bölgesi için muazzam bir bilgi ile karşı karşıyayız.”

MUAZZAM BiR SEY
“Sonuçlar geldiğinde hemen bilimsel bir yayına dönüştürüp akademik dünya ile paylaşacağız. Bu obsidyenlerin 7 tanesini gönderdik, 5 tanesi Kapadokya kökenli, iki tanesi de Transkafkasya kökenli. Kapadokya’dan malzeme Trabzon’a gelmiş demek oluyor bu. Yani yaklaşık olarak şöyle bir tarih verelim, milattan önce 11.’nci bin yılları bu taş aletlerin yapılması ve kullanılması sürecine girer. Yani o dönemde Kapadokya’dan ürün fiziksel olarak insanların yer değiştirmesi kapsamında Trabzon önemli bir bölge oluyor. Bu muazzam bir şey. Burası çok zengin bir bölge. Sadece Roma Dönemi bakımından değil, Roma Dönemi’nin çok gözde ön planda olmasının nedeni anıtsaldı, o yüzden al benisi vardı. Daha hızlı fark edilir ama Roma döneminin çok öncesinde bir kültür varmış. Bölgede bir yerel kültürden söz etmek mümkün ve bu yerel kültürü artık işleyip ortaya çıkarmak gerekir. Bu kültürü burada ortaya çıkarmak lazım en eski Trabzonlular kimmiş ne yemişler, ne içmişler, nerelerde yaşamışlar, nasıl bir kültür uygulamışlar bunu ortaya çıkarmak lazım. Yüzey araştırması ile ne kadar çok araziye çıkıp veri toplarsak o kadar fazla bilgi elde ederiz ama Trabzon’un asıl ihtiyacı olan farklı bakış açılarına sahip yeni ve farklı arkeolojik çalışmaların başlaması. Mesela deniz altının taranması çok önemli. Her ne kadar sahilin yapısı değişse de, doldurulsa da, bulunabilecek pek çok şey var halen. Böyle bir araştırmanın kurgulanması çok önemli.”

KOLONi KENTLER
Demirel: “Milattan önce kimilerine göre 2'inci bin yıl, kimilerine göre 1.’nci bin yılda bu bölgeye Yunanlı kolonistler geliyor, sahilde koloni kentleri kuruyorlar. Doğu Karadeniz olarak bilmiyoruz ama Orta Karadeniz Bölgesi’nde hatta bu bölgeye geldiklerinde buranın boş olmadığı anlaşılıyor. Kolonist dönemde bu kolonistler ile yerel topluluklar arasında çatışmaların da olduğunu biliyoruz. Bu yerel topluluklar aslında neredeyse Trabzon haritasının her yerine dağılmış durumlardalar. Tabii bunların hangisi tam olarak nerede bulunuyor tartışılabilir bir konu. Şu zamana kadar antik bilgilerde sadece bilgiler yer alıyor ve bunların arkeolojik olarak tespitinin yapılamadığı düşünülüyor. Muhtemelen Maçka’da bulduğumuz sırtta birkaç nokta yerel topluluklarla ilişkilendirilebilecek arkeolojik buluntu alanları olabilir. Trabzon’da da diğer ilçelerde de önümüzde ki yıllarda çalışmalar devam edecek. Muhtemelen bölgenin tarihi için milattan önce 11 bin yıl diyoruz. Koskarlı Mağarası bölgede tek olmamalı. Muhtemelen Beşikdüzü ya da Düzköy tarafında başka benzer alanlarda bulunabilir.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.