Türkiye her bedeli ÖDEMEYE DE ödetmeye de hazır

Trabzonlu Ortadoğu Uzmanı Habiboğlu TSK’nın Afrin operasyonunun arka planını Bahadır Medya Grup Başkanı Hasan Bahadır'a değerlendirdi.abiboğlu: “Osmanlı tokadı bir deyim olmasının yanında Türkiye’nin tarihinden gelen gücü ifade eder. Türkiye bu sözüyle ‘Her bedeli ödemeye de ödetmeye de hazırız’ mesajını veriyor.”

Türkiye her bedeli ÖDEMEYE DE ödetmeye de hazır

Trabzonlu Ortadoğu Uzmanı Habiboğlu TSK’nın Afrin operasyonunun arka planını Bahadır Medya Grup Başkanı Hasan Bahadır'a değerlendirdi.abiboğlu: “Osmanlı tokadı bir deyim olmasının yanında Türkiye’nin tarihinden gelen gücü ifade eder. Türkiye bu sözüyle ‘Her bedeli ödemeye de ödetmeye de hazırız’ mesajını veriyor.”

19 Şubat 2018 Pazartesi 09:54
Türkiye her bedeli  ÖDEMEYE DE  ödetmeye de hazır

Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye'nin kuzeybatısında bulunan Afrin’e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı’nın 31. günündeyiz. Türk ordusu yavaş ancak emin adımlarla ilerleyişine devam ederken Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı’nın perde arkasını, operasyonun ne anlama geldiğini, Trabzon Vakfıkebirli hemşerimiz, Türk Arap Araştırma ve Strateji Enstitüsü Genel Sekreteri, Ortadoğu Uzmanı Bedrettin Habiboğlu ile konuştuk. İşte birbirinden önemli o açıklamalar:

ALGIYI YOUTUBE KANALIYLA YAPIYORLAR

Terör gruplarının yaptığı katliamların görüntülerinin neden Youtube gibi kanallar üzerinden yayınlandığından başlayalım. Sosyal medya ya da sosyal haberleşme araçları olarak görüyoruz bu yayın kanallarını. Ulaşımın, erişimin çok geniş alanları kapsadığı bir alan. Küresel bir iletişim araçları haline gelmişler. Bu teknolojinin bir nimeti aslınca ancak bunların kontrolünü ellerinde bulunduran güçler kamuoyunu istekleri doğrultusunda yönlendirebiliyorlar. Bunun örneklerini çok gördük. Bunu IŞİD ve DEAŞ örneğinde de çok gördük. DEAŞ ve IŞİD’in vahşet yüklü videolarını bu kanallardan gördük. Bizim kızgınlığımızı, nefretimizi uyandıran bu videolar, bir taraftan da algı oluşturma da kullanıldı.

KORKU YARATMAK İSTİYORLAR  

Bu gücü ellerinde bulunduranlar bu kanalları çok etkili kullanıyorlar. Gerek subliminal mesaj vermek bakımından gerekse de algı oluşturmak bakımından çok profesyonelce kullanıldığını hep birlikte yaşayıp, görüyoruz. Yani 2 görüntüyü arka arkaya verdiğinizde olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip kitleleri harekete geçirebiliyorsunuz. Olan bir şeyi de farklı bir formata büründürüp algı oluşturabiliyorsunuz. Buradan IŞİD böyle vahşetleri oluşturmadı da bunları kurguladılar mesajı çıkmasın. Elbette IŞİD ve DEAŞ asrın en iğrenç katliamlarını, cinayetlerini işleyen bir cani örgüttürler. Ancak burada anlatmak istediğim bu terör örgütleri Youtube gibi veya diğer kitle iletişim araçlarını ellerinde bulunduranların bu kanallara yükledikleri vahşet görüntüleri ile bir korku yaratma istekleridir.

BİLEREK VE İSTEYEREK YAPIYORLAR

Bir kaza anında bile hayatını kaybeden insanların cesetleri bile buzlanarak insanlara sunulur. IŞİD veya DEAŞ’ın kafa kesmeleri, insanları kurşuna dizmeler neden açık, net ve profesyonel stüdyolarda işlenerek bu kanallarda yayınlanması ne olarak algılamamız gerekiyor.  İnsanlarda bir korku, endişe duygusu oluşturmaktan başka nedir bu? Peki bunlar orada aleni şekilde yayınlandığı zaman IŞİD ve DEAŞ’ın işini daha da kolaylaştırmaz mı? Bunun ABD’li stratejistler farkında değiller mi? Elbette farkındalar. Peki bunu neden bilerek ve isteyerek yapıyorlar?

KİLİSEYE OLAN BAĞLILIĞI ARTIRIYORLAR

Youtube gibi kanallarda bu tür terör videolarının yayınlanmasının bir başka amacı ise, gerek Avrupa’da gerekse de Amerika’da azalan dindarlığı ayakta tutmaktır. Özellikle genç kesimde kiliseye bir rağbet yok. Kendi inançlarından çok uzaklaştılar. Hıristiyanlık ve Yahudiliğe olan bağlılık oldukça azalmış durumda. IŞİD’ın sözde İslam adına yapmış olduğu vahşet ile aslında, “Bakın bu adamlar aynı dinden olduklarını söylemelerine rağmen sadece mezhep farklılıklarından dolayı birbirlerini doğruyorlar, kafalarını kesiyorlar” diyerek, “Sizi bir gün ellerine geçirirlerse düşünün ne yaparlar” mesajını vermek istediler. Bir nevi, “Kiliseye sahip çıkın ülkenize sahip çıkın” diyerek insanların kiliseye olan kopukluklarını yeniden onarmaya çalıştılar. Yapılan istatistiklerde de Batı ve ABD’de insanların kiliseye bağlılıklarının son dönemde ciddi oranda arttığı görülüyor. Kendi milli birliklerini, dini bütünlüklerini bu terör korkusuyla sağladıkları apaçık ortada.

SADDAM BEYAZ ATLI PRENSLERİYDİ

IŞİD’in kafa kol sekmesi, kurşuna dizmesi bu iletişim organlarında yayınlanması daha önceden gelen İslami terörist kavramının çok yaygınlaştığı anlayışını yaymak istemektir. Mesela Irak’ın işgalinden önce İran-Irak savaşı sırasında Saddam’ın ABD ve Batılı güçler tarafından anıldığı isim ‘Beyaz atlı prens’ti. Amerika’nın beyaz atlı prensiydi. ABD, Arap ülkeleri Saddam’ın arkasındaydı. Daha sonra Saddam’ın Kuveyt’e saldırması ve işgal etmesi ile birlikte aslında her şey tersine döndü. Başta Suudi Arabistan olmak üzere korkuya kapıldılar ve ABD “Ben sizi korurum” diyerek Suudi Arabistan topraklarına çok ciddi asker sevkiyatı yaptı. ABD askerleri için ‘Yeşilsizlik’ adı altında bile Suudiler’den para tahsil ettiler. Parasını ödeyemedikleri durumda da bir kısım petrollerine el koydular. Böylece yıllarca Suudilerin petrollerini bu şekilde sömürdüler.

ŞİA-SÜNNİ ÇATIŞMASI DEAŞ’I DOĞURDU

Daha sonra Irak’a demokrasi gelecek diyerek sözde müdahale gerçekte işgal hareketi başlattılar. İran da Irak’tan çok etkilenen bir ülkedir. Böylece Şiaların bölgede Sünni Araplar üzerinde ciddi baskıları oluşmaya başladı. Bu baskı bir müddet sonra doğal olarak bir terör örgütü DEAŞ’ı meydana çıkardı. Bağdadi de sözde lider olarak ilan edildi. Oradaki bu hareket Sunni Araplara Şia baskısının doğal sonucu olması münasebetiyle de doğal bir destek haline de dönüştü. Ve ilk başta Arap ve aşiretler tarafından DEAŞ’a destek verildi. DEAŞ’ın etki alanını genişlettiğini gören ABD, o terör örgütünün içine girmek şartıyla o dönemden itibaren terör örgütünü istedikleri gibi yönlendirmeye başladılar. Bunun sonucunda da binlerce insan katledildi.

ABD EN AZ 3 FAYDA İSTER 

ABD herhangi bir operasyon gerçekleştirirken sadece tek bir hedef ya da çıkar için yapmaz. En az kendine göre 3 yarar sağlamayı arzu ederler. Bu yapılanlarda da birçok şey elde edilmeye çalışılıyor. Herhangi bir ülkede terör gücü oluşturmak kolay değildir. Ne kadar paranız olursa olsun, nasıl gücünüz olursa olsun bu kolay bir iş değildir. ABD de bunu direkt yapmıyor zaten. Önce bölgede bir kaos durumu meydana çıkarılıyor. O kaos doğal olarak bir örgütü ortaya çıkarır zaten. ABD’nin Irak işgalinde de böyle oldu.

TÜRKİYE 5 YILA KALMAZ PARÇALANIRDI

ABD’nin Ortadoğu’da asıl yapmak istediği şey 2 tanedir. Biri İsrail’in arzu mevut hayallerini gerçekleştirmek ve terör örgütlerini kullanarak Büyük Kürdistan’ı oluşturmak. Eğer 15 Temmuz başarıya ulaşsaydı şunu net bir şekilde söyleyeyim bu plan gerçekleşecekti. Eğer o gece hainler emellerine ulaşsaydı 5 yıla kalmaz Türkiye’nin parçalandığını hep birlikte görecektik. Doğu bölgelerinde çıkarılacak bir karışıklıkla, büyük terör eylemleri ile ülkeye müdahaleye açık hale getireceklerdi. Bu oyunu Türkiye gördü ve bugün Afrin’de bulunma sebebimiz de tam da bu.

ANADOLU ALEVİLİĞİ VİCDANİDİR

Irak’ta bir Şia gerçeği var. Ve bu Irak, İran ile komşudur. Anadolu Aleviliği ile Irak ya da İran Şialığı birbirine de karıştırmamak lazım. Anadolu Aleviliği çok daha vatansever ve değerlerine bağlı farklı bir Aleviliktir. Mezhepsel kavgadan, ayrışmadan uzak bir inanıştır. Türkiye bu noktada demokrasi teamüllerini oturtmuş bir ülkedir. Belki Türkiye’de radikal grupların bu konuyu kaşımaları sonrası biraz tedirginlik yaşanmıştır ancak Anadolu Aleviliği ile İran ve Irak Şia’sını birbirine karıştırmamak lazım. Ancak İran Şiası ile Irak Şiası birbirine çok benzerdir.

İRANLA BİZİ ÇATIŞTIRMAK İSTEDİLER

Bölgede çıkarmak istedikleri Şia ve Sunni çatışmasının fitilini ateşlemek istiyorlar. Ortadoğu halkları buradan göründüğü gibi hiçbir şeyden haberi olmayan topluluklar değildir. Ancak oradaki sıcak gündem ve süreklilik arz eden çatışma hali bazen aklıselim düşünmemeye sebebiyet verebiliyor. Bir problemin içerisinde yaşarken o problemi çözmek için sağlıklı düşünemezsiniz. Ancak bu plan aptalca bir plandı. Bu Türkiye ile İran’ı çarpıştırmaya çalışmaktır.

BUNUN İÇİN DEAŞ SEÇİLMİŞTİR

Ancak İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler öyle basit oyunlarla savaşacak iki ülke değildir. Mollaların yönettiği denilerek küçümsenmek isteyen İran 4 bin yıllık devlet geçmişi ile güçlü bir devlettir. Bu tip manipülasyonlara İran tarafından taviz verilmesi düşünülemez. Türkiye de aynı şekilde devlet geçmişi ve aklı ile İran ile kavga edecek bir ülke değildir. Ama eğer siz Ortadoğu’da Şia-Sünni çatışması oluşturursanız İran ister istemez bu olaydan bağımsız kalmayacaktır. Türkiye de haliyle tarafsız kalmayacak diye ABD bunun üzerinde programlı şekilde çalışıyor. Bunun alt yapısını oluşturmak istiyorlar. Bunun bir numaralı aktörü olarak da DEAŞ seçilmiştir.

İKİ BÜYÜK DEVLET BU TUZAĞA DÜŞMEZ

Irak’ın işgali sonrası Şia nüfusun fazla olmamasına rağmen devlet yönetimine gelmeleri, ellerinde silahların olması, onları Sünnilere karşı pek de adil olmayan tutumlara itmiştir. Sünni kesimde de yapılacak bir bölünme işlerini kolaylaştıracağından IŞİD’in yaptığı katliamlar Sünnilerde bir bölünmeye neden oldu. Bir kısım Sünni yapılan vahşetten nefret doğururken bir diğer gruplar tarafından memnuniyetle karşılandı. Buradan bir mezhep kavgasının çıkması arzu ediliyor. Peki, bu gerçekleşir mi? Bana göre imkânsız. Bunun gerçekleşmesi için Türkiye ve İran’ın tuzağa düşmesi gerekir ki bu iki ülkenin de böylesi bir tuzağa düşme ihtimali dahi yok.

ABD KAFAYI KUMA GÖMDÜ AMA KIÇLARI APAÇIK ORTADA

ABD yine her zamanki gibi burada da çuvallamıştır. Çuvalı kendi kafasına geçirmiştir. Farkında değil ama. Deve kuşu misali kafasını kuma gömdüğünü ve kimsenin yaptığından haberi olmadığını düşünse de kıçının ortada olduğunu ve herkesin bunu gördüğünü yavaş yavaş kendisi de anladı. Belki de bu farkına varış ABD’nin daha doğru politikalar geliştirmesini sağlayacaktır.

IŞİD YİNE HORTLADI DİYECEKLER

Yakın zamanda kendi bölgelerinde kendilerinin ya da IŞİD’i kullanarak yapacakları bir katliamda da, Türkiye’ye “Bakın siz Afrin’e harekât düzenlediniz ve bizim bölgede IŞİD’e karşı verdiğimiz mücadeleyi sekteye uğrattınız. Biz bölgede IŞİD’e karşı vereceğimiz mücadeleyi, IŞİD’e yönelteceğimiz dikkati size çevirdiğimiz için IŞİD terörü yine hortladı” diyeceklerdir. Bu gelişmeler bunun öncü haberleridir. 

IŞİD ABD’NİN PARTNERİDİR!

İmha edilmesi gerektiği bilinip, söylenirken imha edilmiyor. Neden? Hem ABD’nin legaritesi olarak hem de PKK ile ayyuka çıkmış olan ortaklıklarının bir zemine oturması için orada varlıklarına göz yumulduğu aşikârdır. Çok sağlam kaynaklardan aldığım bilgiye göre de ABD Irak üzerinden DEAŞ ve üst kadrosu için güvenli yollar açıyor. Büyük ihtimalle Bağdadi’nin de onlar arasında olduğunu söylüyorlar. Bağdadi de onların kontrollerinde bölgeyi terk etmiş durumda. Bağdat hükümeti de bu olaya bir zafer gözüyle bakıyor. Allah aşkına 100 bin kişi olduğu söylenen DEAŞ şimdi nerede? Bunlar buhar mı oldu? DEAŞ’a ait herhangi bir cenaze ya da uluslararası arenada yargılanan tek bir DEAŞ’lı militan var mı?

NE KADAR MANYAK VARSA…

Çok ilginçtir, DEAŞ’lı olduğu söylenen tek bir teröristin hangi kimliğe hangi millete bağlı olduğunu bilmiyoruz. Amerika’da, Almanya’da, Fransa’da her ne kadar (Özür dileyerek söylüyorum) manyak varsa toplanıp DEAŞ’a katıldıkları yönünde haberleri, görüntüleri izlemiştik daha önce. Peki şimdi bunlar nerede? Irak’ın alt tarafından bunlara koridor açıldı ve büyük bir kısmı Afganistan’a transfer edildi. Tepe yönetim ise ABD’nin bir başka planında kullanılmak üzere belli bir terör kampında tatile çekilmişlerdir.

TERÖR PETROLDEN  DAHA KARLI BİR İŞTİR

Buradan da anlıyoruz ki film daha bitmedi. Adı DEAŞ değil de başka bir şey olur ama isim değiştirmiş halleriyle yakın zamanda tekrar karşımıza çıkacaklarından emin olabilirsiniz. Terör fabrikası, terör ve terörist üretmeye devam edecek. Ediyor da.. Asla unutulmasın ki terör ve terörist ticareti petrolden bile daha karlı bir iştir. Onlar da karlarını devam ettirmek ve gözetmek için ellerinden gelenleri yapıyorlar.

KILIÇDAROĞLU YANLIŞ BİLGİLENDİRİLDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Afrin’de ne işimiz var” sözlerini bölge ile alakalı bilgisizliğine veriyorum. Tahmin ediyorum konu ve bölge hakkında çok fazla bir bilgisi yok. Galiba çevresinden ve arkadaşlarından aldığı bilgilerle hareket ediyor. Talihsiz açıklamalar yaptı. Doğru sözler, doğru bir düşünce yapısı değil. Sonuçta sadece Afrin’den ve bu bölgeden Türkiye’ye göç etmiş bir milyon insan var. Elbette bu insanlar güvenlik sağlandığı zaman kendi ülkelerine geri döneceklerdir. Türkiye’nin Afrin operasyonu bu bakımdan da son derece önemli ve kritik bir operasyondur.

AFRİN’E BODOSLAMA GİRMİYORUZ

Türkiye Afrin’e öyle birilerinin dediği gibi bodoslama girmeyecek. Daha profesyonel kadrolar Afrin merkeze girilmeye başlandığında devreye girecekler. Türkiye’nin aslında yavaş gibi görünen bu ilerleyişi insan haklarına, orada sivil kayıplarının verilmesi için ve elbette Mehmetçiğimizin şehit olmaması içindir. Bu güvenli ve emniyetli ilerleme çok doğru bir düşünce. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta şehit ettikleri askerlerimizi tuzağa düşürerek şehit ettiler. Sivilleri gönderdiler, askerimiz dur ihtarında bulundular, durmadılar. Askerimiz yine ateş etmedi ancak bir manga asker gönderildi. O askerlerimiz sivillerle iletişime geçmek için bölgeye gittiklerinde de sivilleri kullananlar tarafından şehit edildiler.

PKK 40 YILLIK BELAMIZ

Evet PKK bizim için 40 yıllık bir beladır. Ülkemizin milletimizin başına ABD’nin, Batı’nın destekleriyle bela edilen bir örgüttür. Yıllarca terörü desteklediler. Batının bu desteği PKK’yı Türkiye’nin başına ciddi bir bela haline getirdi ancak Türkiye toplumun her kesiminden inanılmaz sayıda şehit verse de bir şey de öğretti bize. Türkiye’nin 40 yıllık terör ve teröristlerle, şehir yapılanmaları ile nasıl mücadele edeceğine dair de profesyonelleştirdi. Türk ordusu büyük bir deneyim kazandı. Bu çok önemli bir olaydır. Kaybettiklerimizin yanında bu kazanımın bir değeri yok. Bir şehidimizin bir damla kanı için bile tüm dünyanın pek kıymeti yok. Ancak gelecek adına bu tecrübe bizi daha güçlü kılacaktır.

AFRİN’DE BÜYÜK OLAYLAR YAŞANMAYACAK

Bu insanlık dışı, en acımasız savaşta bile olmayacak bir tutum. PKK bu zaten. Bir defa daha çirkin yüzlerini gördük. Askerimizin yavaş gibi görünen ilerleyişi daha az zayiat vermek için planlanan profesyonel bir yaklaşımdır. Ancak Afrin’e mutlaka girilecek. Girilmek zorundadır. Ve göreceksiniz, Afrin’e girdiğimizde de o düşünüldüğü gibi çok büyük olaylar yaşanmayacak.

METEHAN, “BU KADAR ÇİNLİ’Yİ NEREYE GÖMECEĞİZ?” DEMİŞTİ!

Türkiye’ye karşı savaşmak şartıyla 400 IŞİD’li mahkûm hapishanelerden salıverildi. Bunu şöyle anlatayım. Arkadaşlar, “ABD 30 bin kişilik bir ordu kuracakmış. Bu konuda neler söylersiniz?” diye sorduklarında şöyle demiştim: Aklıma Büyük Türk Hükümdar Metehan geldi. Savaş meydanında devasa Çin ordusuyla karşılaşıyor. Tabi Metehan çok büyük bir komutan fakat Çin ordusu çok kalabalık. Metehan’ın ordusuna karşı iki kat üstünlükleri var. Ertesi sabah meydan savaşı başlayacak. Ve Metehan kurmaylarıyla birlikte bir tepeye çıkıyor ve Çin ordusuna doğru bakıyorlar. Metehan’ı biraz düşünceli gören kurmayları, ‘Efendim ne düşünüyorsunuz’ diye sormuş. Metehan, “Bu kadar Çinli’yi nereye gömeceğiz” diye cevap vermiş. Şimdi 400 IŞİD’li salıverildi de biz bunları nereye gömeceğiz diye düşünüyoruz.

TÜRKİYE ARTIK MASANIN EN BAŞKÖŞESİNDE

Türkiye’ye bu operasyonu eğer başlatmamış olsaydı, sahada olmadığı için masada da oturamayacaktı. Bu operasyonla Türkiye artık masanın en başköşesinde. Çünkü sahadayız. Masadaki gücünüz de sahadaki gücünüz, duruşunuz ve başarınız ile doğru orantılıdır. Türkiye’nin şu ana kadar elde ettiği başarısı, göstermiş olduğu istikrar ve gücü masadaki gücünü de arttırdı. Artık masada çok güçlü bir haldeyiz. Bizim Suriye’nin bir karış toprağında bile gözümüz yok. Bizim tek derdimiz kendi ülkemizin sınırlarını güvence altına almak, kendi insanımızın güvenliğini sağlamak ve kendi ülkemizin bekasını sağlamak. Bunun dışında tek bir amaç dahi söz konusu olamaz. Ama bunu sağlamak için de sahada güçlü bir şekilde olmak zorundayız.

ARTIK GÜÇLÜ BİR OYUNCUYUZ

Bakınız Türkiye artık eski Türkiye değil. Yani 1974’te Kıbrıs Savaşı’na giren bir Türkiye yok artık. Aslında Türkiye’de o günden beri değişmeyen hatta daha öncesinden değiştiği zannedilen ancak değişmeyen fikri bütünlüktür. Ama şu anda Türkiye’nin en sağından en soluna, en dinsizinden en dindarına kadar herkes askerimizin, devletimizin arkasında tek vücut haline gelmiştir. Dolayısıyla bu milletin gücüdür ve milletin gücü askerimizin gücüne güç kattığından devletimiz de masada daha güçlü bir şekilde oturacaktır. Artık güçlü bir oyuncuyuz.

BİZİ DİKKATE BİLE ALMAZDILAR

ABD, Türkiye olan ilişkilerini hep bir ileri iki geri şeklinde tutarsız söylemlerle sürdürmeye çalışıyor ancak bu operasyon sayesinde Türkiye ile anlaşmanın yolunu aramaya başladılar. Buna mecbur kaldılar. Eğer Afrin Harekâtı’na başlamamış olsaydık dikkate dahi alınacak bir ülke olmaktan çıkardık. Hatta dikkate almaya gerek kalmadan bölgede yaptıkları hesap tutmuş olurdu. Bu hesap sonucunda da Türkiye çok büyük ve ciddi problemler bundan sonraki 50 yılı boyunca uğraşmak zorunda kalırdı. Türkiye’nin bölünme planları artık tam olarak sahaya sunulmuş olurdu.

ÇOK BÜYÜK BİR OYUNU BOZDUK!

Savaşa girmek kolay verilen bir karar değildir. Savaşa can havli denilen durum halinde girilir. Dolayısıyla Türkiye’nin Afrin Operasyonu’nu düzenlemesi de bir nevi can havliyledir. Türkiye sınırında oynanan ancak ülke içini de bizzat ilgilendiren oyunu bozmuştur. Artık bu işten de geri dönmesi de mümkün değildir.

OSMANLI TOKADI TARİHİMİZİDİR 

Türkiye’nin gücü tarihinden gelir. Dünya üzerinde devasa medeniyet kurmuş kaç topluluk var. Bizans var, Roma var bir de Osmanlı.. Bir İslam Medeniyeti olan Osmanlı 654 sene İslam’ın sancaktarlığını yaptı. Böylesi bir miras şu anda Türkiye’nin en büyük gücü. Her zaman ekonomik gücünüz olsa da olmasa da, savunma gücünüz olsa da olmasa da dünya üzerinde her zaman endişe duyulan bir toplumsunuz siz. Ama bugün Türkiye devralmış olduğu Osmanlı mirası nedeniyle Cumhuriyet boyunca da ABD’nin ve Batı’nın manipülasyonları ile başı çok ciddi sıkıntılara girmiştir. Büyük zararlar gördük. Ancak siz eğer aslınız, geçmişiniz, kültürünüz, değerleriniz hala bozulmamışsa bu sizin eski çağlara o eski gücünüze kavuşmanızı çok kolay sağlayacaktır.

DEVİR DÖVÜLDÜKÇE BİZ UĞRAŞTIKÇA GÜÇLENDİK

Bugün Türkiye artık kendi silah sistemine sahip, yüzde 70 oranında kendi konvansiyonel silahlarını kendisi üretebilen, silahlı ya da silahsız insansız hava araçlarını kendisi üretebilen, ASELSAN gibi kuruluşları sayesinde kendi teknolojisini kendisi oluşturabilen bir ülke konumunda. Dünya üzerinde 80 milyonluk bir nüfusu olan, 40 yıldır terör belası ile uğraşan kaç tane devlet sayabilirsiniz? Hiç. Ancak demir dövüldükçe sertleşir. Türkiye de uğraştıkça güçlendi. Devlet geçmişi olmayan hiçbir devlet 40 yıl terörle uğraşamaz. Dolayısıyla Osmanlı tokadı bir deyim olmasının yanında bu gücü ifade eder.

TÜRKİYE’Yİ ASLA DİZE GETİREMEZSİNİZ MESAJIDIR O

Geçmişte bir anayasa kitapçığının fırlatılması ile ekonomisi alt üst olan bir ülke vardı. Ülke bir gecede battı. Ancak bugün Türkiye bir savaşın içerisinde olmasına rağmen Borsa’sı rekor kırıyor. Benzin ve motorine indirim yapılıyor. Savaştayız savaşta. Bu arada Türkiye’nin ihracatı iki katına mı çıktı da bunlar oluyor. Bunlar işte Türkiye’nin gücünü gösterir. Hem psikolojik gücünüzü gösterir, hem altyapı gücüdür. Siz hangi manüpülatif politikayı yürütürseniz yürütün Türkiye’yi artık dize getiremezsiniz mesajıdır. Osmanlı tokadı, “Elbette bazı bedeller ödenecek ancak mesele ülkenin geleceği ise her türlü bedele de hazırız”ın ifadesidir. Biz ülkemizin birlik, bütünlük ve beraberliğinin bozulmaması için her bedeli ödemeye de her bedeli ödetmeye de hazırız demektir. O güce sahibiz demektir. Biz hazırız onlar düşünsün.    

   SONNOKTA GAZETESİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.